| Sen Kara, Ben Deniz, Biz Karadeniz |
|
Denizin yukarısında dimdik, hiç yıkılmayacakmışsın gibi duruyordun yamaçlarda. Arkanda vadiler vardı, bir yükselip bir alçalan tepeler. O ulaşılmaz gibi görünen tepelerde ne türküler söylenirdi, ne ağıtlar yakılırdı, sevdanın üzerine, yeşilin üzerine, denizin üzerine, köyü terk edenlerin üzerine… Hayalin Karadeniz olmasaydı; Ben, senin koylarında saklanmaya çalışan canlıların yerini almazdım. Karadeniz kokuyordu ellerin, Mavisi denizin yosun kokusuna karışıp, yeşili ayaklarıma dolanır, çay filizlerini arşınlayarak. Bir denizin dalgası oluyordum önünde. Bir denizin içinde sakladığı suküt-u hayal. Fırtınaya tutulmuş yürek sancılarım, yağmurla birlikte gözlerimde, damlacıklar halinde kıyıya vuruyordu. Ben deniz oluyordum karşında Ve sen hep, Karadeniz kokuyordun. Denizin yukarısında dimdik, hiç yıkılmayacakmışsın gibi duruyordun yamaçlarda. Arkanda vadiler vardı, bir yükselip bir alçalan tepeler. O ulaşılmaz gibi görünen tepelerde ne türküler söylenirdi, ne ağıtlar yakılırdı, sevdanın üzerine, yeşilin üzerine, denizin üzerine, köyü terk edenlerin üzerine… Yosun kokuyordu ellerin, Yamaçlarına sokuldukça huzur buluyordu içimdeki küçük hayatlar. Kaç canlıyı barındırıyordum, kaç hayal içimde saklıydı senin limanlarına sığındığımda. Ayakların denizime değiyordu. Deniz rüzgarım seni sarıyordu; tüm yalılarını içine alarak. Toprak kokuyordu saçların, Elimi her uzattığımda toprak akıtıyordun yamaçlarından.Bütün yolları kesiyordun, patikaları kapatıyordun.Beton setler çekiyordun üzerine.Ben yağmur oluyordum, sen yeşilini saklamaya çalışan yüksek köyler,yaylalar, taş evler.. Mavi Yeşilsiz olmazdı değil mi? Deniz, Yeşil dağlarına küsmezdi böyle. Küstü işte! Karadeniz’in mavisi vardı, baktıkça insanın ruhuna güzellik katan. Deniz dalgalarını insanların ayaklarına dolandırırdı. Kumsallarda çocuklar top oynardı. Küçük küçük yalılar dağların yamacında inci gibi dizilirdi. Kayıklara el sallanırdı, çakıl taşlarının üzerine basıp geçerken. Sırtını döndün mü bana Yeşilim? El ele sahillerde gezerken, kurduğumuz düşlerde aşkımızı dillendirirken, Yeşilim denizine uzaktan bakıyor. Denizlerim doluyor taş yığınlarıyla, setler çekiliyor önüme. Beni yeşilimden ayıran yollar oluyor her bir taşın öyküsü. Hayalin Karadeniz olsaydı… Sevdaya doğru… Bürünüp yağmur rengine, rüzgardan gücünü ödünç alıp, seni saracaktım. Seni benden ayıran sahil yollarına inat; Tüm gücümle seni geçmişte olduğu gibi, bugünde içimde saklayacaktım.Denizlerim sana tutsaktı.Tutkularım Takalara takılmış, içinde her gün alabora oluyordu.Yalnızlığım deniz fenerlerini titretiyordu geceleyin..ve mavi yeşili unutmuş dediler.Şehirler sıralandıkça küçük yalılara, toprağın doldu avuçlarıma.Yol oldun üzerimden geçen, duvar oldun ,taş taş üstüne binen. Ve SEN; Adın Karadeniz oldu, Sevdaya dair türküler oldu, Bildiğin tanıdık bir hikayenin parçası gibi… Ve Ben; Suyu tuvale yazdım bugün. Akıp gitmeyeceğini bilerek, Fırtınaya karışmayacağını hissederek Sadece boyadım, Karadeniz’in güzelliğini içime çekerek. Kaynak: Haber53
TASARIM !rizepazar.net 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|