• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Member Area

Rize Pazar Net | Yöremize Dair Herşey

Friday
Mar 12th
Anasayfa arrow Köşe Yazıları arrow Recep Ali AKSOYLU arrow RİZE BEZİ BÖYLE Mİ MARKA OLACAK ?
RİZE BEZİ BÖYLE Mİ MARKA OLACAK ?

İstanbul Dedeman Otel’de Rize Valiliğinin eşgüdümünde Rize ve Karadeniz’le ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği “Rize Bezi” ni tanıtma gecesi de körler sağırlar birbirini ağırlar misali idi ama umarım yine de boşa kürek çekilmemiştir.

Efendim, falan ülkenin hükümeti Türkiye aleyhine bir karar alır, bizler ve bizim medya birkaç gün homurdanır ve bir şeyler yazarız. Sözüm ona tepki veririz. Veririz de, bu tepkiyi bizden başka kimse duymaz, okumaz, bilmez. Yanı kendimiz pişirir, kendimiz yeriz. Özeti, “boşa kürek çekmek.”


İstanbul Dedeman Otel’de Rize Valiliğinin eşgüdümünde Rize ve Karadeniz’le ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği “Rize Bezi” ni tanıtma gecesi de körler sağırlar birbirini ağırlar misali idi ama umarım yine de boşa kürek çekilmemiştir.


Rize Yönetici, Sanayici ve İş adamları Platformu Başkanı Sayın Nurettin Ergün’ün gecenin açılışında ki ifadesiyle, “Rize Bezini canlandırmak, Türk insanına sevdirmek ve dünya markası haline getirmek” amacıyla gece tertiplendi. Gece bitmiş, organizasyonun sorumlusu mankenlik ajansının yöneticisi ile kapı önünde hararetle tartışırken biz de fuayede sohbet ediyoruz. Bizim gibi henüz otelden ayrılmamış İstanbul’da yaşayan iki hemşerimiz geldi yanıma. “Üstat, geceyi nasıl buldun? marka olabilecek mi bizim Rize bezi?” diye sordu. Öyle bir edayla sordu ki; belli ki kendisi de biliyordu sorduğu sorunun yanıtını ama benden de duymak istiyordu. Kanaatimiz aynı olduğundan duymak istediği yanıtı tek cümleyle verdimdi : “Rize’den, İstanbul’dan Rizeliler olarak Rize bezini birbirimize anlatmak üzere toplandık işte.”


Ama acıdır ki birkaç teşhir standı, sunucuların ve sahneye davet edilenlerin yöresel aksesuarları üzerine yapılan esprileri saymazsak Rize bezi de gece boyunca neredeyse hiç konuşulmadı. Ürün karakteri ve nasıl bir markalaşma süreci planlandığına hiç girilmedi. Geceden anımsanan gecenin sunucuları olan Sayın Çene Cemal’in artık ezberlenen esprileri ve Hülya Polat’la beraber organizasyon aksaklıklarını kapatmak için yaptıkları laf ebelikleri ve bolca plaket takdimi…


Gece ve Rize Bezinin markalaşması konusunda yorum ve eleştirilerimi gecenin bitimine doğru, organizasyonun başarısı için büyük efor sarf ettiğini gözlemlediğim Sayın Nurettin Ergün beyefendiye de yapmış, çok pozitif bir şekilde dinlemişlerdi. Kendisine belki de bu geceyi markalaşma yolunda atılmış ilk adım olarak değil de, markalaşma kararı almış bir cemiyetin üyelerinin bu kararı öncelikle kendi içlerinde kutlamaları, konuya ısınmaları olarak değerlendirmek gerektiği, bu açıdan verilen emeklerinde bir anlamda boşa gitmediğini vurgulamıştım. Devamında da KASTOB’un Başkanı Sayın Hasan Ekşi ve Rize için kalıcı eser bırakmayı, iz bırakan valiler arasında yer almayı hedefleyen Sayın Vali Kasım Esen’in, marka olmak için elzem olan pazarlamanın ilgili bileşenlerinden yararlanacak somut bir plan ve program dahilinde sonraki adımları attırmaları halinde Rize bezinin gerçek anlamda markalaşma sürecine girebileceğini ve bunun da başarabilineceğini kendisine izah etmeye çalıştım.


Rize Bezi dünya markası olma yoluna çıkarken, üretimini yine Buldanlılar mi yapacak? Etiketi bizim olacak ama kar’ını Denizlili üreticiler mi paylaşacak? Bunun da Rize’mize faydası ne olacak? Merak ettiğim bu iki sorunun yanıtlarını sayın valinin konuşmasında kısmen bulabildim. Sayın valimiz konuşmasında, “Yılda bir günü Rize Günü olarak kutlayalım. Her ilçemizde farklı bir konuda öncü ilçe olsun. Örneğin Çayeli eğitimde, İyidere’de Rize Bezinde öncü misyon yüklensin. Dokumak isteyen her eve tezgah vermeyi amaçlıyoruz. Bunun için de büyük kentlerde ki iş adamlarımızın bize katkı sağlamalarını, iş yerlerinin bulunduğu plazalarda Rize Bezi satış köşeleri açmalarını bekliyoruz.“ diyordu.


Soruma kısmen yanıt bulmuştum ama sayın valinin açıklamasından Rize bezi için iddialı bir gece düzenlenmesine rağmen bu iddiaya paralel ilk adımı bile henüz aşamadığımızı anlıyorum. Geceye katılımları dahi sağlanamamış iş adamlarımıza dokuma tezgahı sağlamaları için çağrı yapılıyor. Tezgah sayısının 500’ü aştığını, üretmekten çok pazarlamaya odaklanmanın gerekliliğine dikkat çeken Milli Eğitim Müdürü Sayın Rasim Çelik hocanın yorumu ise hem bu ifadeden biraz daha farklıydı, hem de ayakları yere basıyordu.


Öyle ya da böyle; konunun bir aksiyon planının dahi yapılmadan sahneye çıkılmış. Gece belki amaca uygun organize edilememiş ama en azından üretim için mesafe alınma sürecine girilmiş gibi gözükmesini kazanç olarak addediyorum.


Türk Halk Kültürünü Araştırma Vakfı’nın Rizeli Başkanı Sayın Veysel ATACAN gecede yaptığı konuşmada özetle, “El emeğimizi dünya markası yapacak bir valimiz var olduğu için de mutluyuz. “ diyordu ama salonda ki dokuma tezgahını bile Trabzonlu hemşerilerimiz kurmuşken, folklor ekibi olarak Akçaabat ekibini sahneye çıkarabilmişken Rize’nin el emeğini bırakalım dünya markası yapmayı, vitrine nasıl çıkarabileceklerini açıkçası merak ediyorum.


PINAR TÜRENÇ, “RİZE BEZİNİ DENİZLİ’YE BORÇLUYUZ”

Yerel veya ulusal medyanın yeterince ilgi göstermediği veya ilgilerinin sağlanamadığı organizasyonun medyada yer alması için basına önceden bülten gönderilmediği gibi organizasyon sorumlusundan bizzat talep ettiğimde de olumlu yanıt alamadım. Basına malzeme olacak etkinliğin yaratılamadığı gecede Rize Vakfı’nın organizasyonlarında da görmeye alışık olduğumuz Pınar Türenç’in plaket töreninde işaret ettiği bir cümleyi çok anlamlı buluyor ve aynen paylaşmak istiyorum. Türenç diyor ki, “ Bugün Rize bezi varsa bunu da Denizliliye borçluyuz. Rize’de hiç tezgah kalmadığı dönemde Denizlili kumaşımızın dokunmasını devam ettirdi ve bu sayede unutulmadı ve şimdi yeniden hayat bulması için verilen emekleri memnuniyetle görüyoruz.” Türenç’e içimiz burkularak da olsa katılmamak mümkün mü?
İlgililerin yeterli tezgahı tesis edeceğiniz ifadeleri yerinde. Elbette üretim ve tezgahlar istihdam yaratması açısından çok önemli ama bu tezgahların faal olabilmesi için asıl yatırım üretimin pazarlanmasına yapılmalı.

DEFİLE’DE AMACINA ULAŞMADI

Kızlarımızın bin bir emekle hazırladığı kıyafetlerin “defile” si de; podyum, kulis, kareografi, salonda kimsenin kalmaması açısından güme gitti. Finalde çıkan “gelinlik” açıkçası muhteşemdi. İyi bir organizasyon ve ünlü bir mankenin sırtında ertesi gün tüm TV ‘lerin haber ve magazin programlarında yer alabilirdi. Şüphesiz markalaşma yolunda bu da tek başına yetersiz kalırdı ama hiç olmazsa tüm Türkiye “Rize Bezi” gerçeğinden haberdar olurdu.

Rize Bezi hem kullanımı, hem hediye edilebilirliği anlamında fevkalade doğru bir ürün. Her yaz Rize dönüşü Koç, Fırat ve Kurtuluş ilkokulunun önünde ki Halk Eğitimin reyonundan İstanbul’da ki dostları için yüklü alışveriş yapan, özellikle yaz günleri feretiko fanilasını üstünden eksik etmeyen biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Ama tekrar ifade edeyim ki, “marka olacağız demekle maalesef marka olunamıyor. Hatta çok para harcamakla da.”

 



Recep Ali AKSOYLU
dfc609211ea66181a53e8668b38ab59a

yorum ve mesajlar
Yeni Yorum Ekle RSS
yorum ekle
Name:
Email:
 
Baslik:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."


İçerik Özet:  Köşe Yazıları Yöremizi Yazanlar RİZE BEZİ BÖYLE Mİ MARKA OLACAK İstanbul Dedeman Otelde Rize Valiliğinin eşgüdümünde Rize ve Karadenizle ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği Rize Bezi ni tanıtma gecesi de körler sağırlar birbirini ağırlar misali idi ama umarım yine de boşa kürek çekilmemiştir.
 
< Önceki   Sonraki >