• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Member Area

Rize Pazar Net | Yöremize Dair Herşey

Friday
Mar 12th
Anasayfa arrow İLÇEMİZ arrow Yaylalarımız
Yaylalarımız

Çağırankaya, Palovit, Elevit, Ovit, Amlakit, Hodeçur, Samisdal, Pokut, Çat, Haçivanak, Karmik, Hemşin, Başyayla, Ortayayla, Verçenik, Avusor, Kaçkar, Aşağı Kavron, Yukarı Kavron, Hazindak, Çiçekli, Çaymaçakur, Sal, Varda, Gölyayla, Cimil, Hazindağ, Ambarlı, Çahperik, Kito, Karap, Kale, Gürmanuman, Varoş, Çermeşk, Dahter, Anzer, Aşağı Faso, Yukarı Faso

  AYDER YAYLASI

  Ayder, Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda 1350 m. yükseklikte çam ormanları ile kaplı daha ziyade yayla niteliğinde bir yerdir. Fırtına deresi boyunca eşsiz doğa güzelliklerini izleyerek varacağınız Çamlıhemşin ilçesi hudutları dahilinde yer alan Ayder gürgen dibiyle Aşağı ve Yukarı Ambarlık(Gelin Tülü) şelalesi, yayla evleri, çiçekli düzleri, türlü çiçeklerdin elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar'a dayamış, çam örtülü yamaçlarla kaplı cennet görünümündedir. Bakanlar Kurulu Kararı ile 1987 yılında "Turizm Merkezi" ilan edilen Ayder’de İl Özel İdaresi ve özel kuruluşlar tarafından otel, kaplıca tesisleri yapılmaktadır. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler 55 derece sıcaklıktaki yeraltından gelen, şifalı kaplıca suyundan yararlanmaktadır. Kaplıca romatizmal hastalıklar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarına  iyi gelmektedir.

     1871 tarihli Trabzon Vilayeti salnamesinin 174. Sayfasında,  “ Hemşin nahiyesinde Hala deresi civarında Ayder nam mahalde gayet sıcak bir kaplıca olup yel illetine devası meşhur olup lezzeti hiçbir maden suyuna benzemez” ibaresi geçmektedir. 

     Bölge insanı tarafından senelerdir bilinen bu doğa harikası belde, gelen hizmetlerle daha çok insanın yararlanabileceği tesisleri de beraberinde getirmeye başlamıştır. Ayrı ayrı 50 kişinin girebileceği havuzlar, dinlenme salonları, yataklı, özel kabinler, duş kabinleri, basınçlı su bölümü, fizik tedavi bölümü ve doktoru bulunan modern tesis Ayder’de insanların hizmetindedir.

     Ayder’de 700 kişiyi barındıracak şekilde yatak kapasitesi mevcut olup, yayla evleri tipinde konaklama tesisleri ve alt yapı tesislerinin çalışmaları plan dahilinde olup, bu sorunun çözümü için gerekli girişimler yapılmaktadır. Turizm Bakanlığı'nca Teşvikli Turizm Bölgesi durumundaki Ayder’in günümüze kadar  uygulanan imar ve inşaat yönü turistik bir bölgenin sahip olacağı görünümde değildir. Ayder’de yöresel mimari özellik yansıtmayan beton yığınlarının ortadan kaldırılarak sahip olunan güzelliğe layık bir şekle getirilmelidir.

     Ayder’de var olan turizm potansiyeli yolun asfaltlanarak hizmete girmesiyle kat kat artmıştır. Bu artış Ayder’de tüketimi de beraberinde getirmektedir. Dünyanın en güzel suyuna sahip olan Ayder’de pet şişelerde su satıldığı ve bu şekilde de doğanın kirletildiği düşünülürse Ayder’de yapılacak yatırımların çeşitliliği ve aciliyeti konusunda yatırımcılara yeterli mesaj verilmiş olur.

     Ayder’deki sifalı suyun grubu; madeni az ılıca ve içmeler grubuna girer. Şifalı suyun bileşimi sodyum sülfatlı, holgimetalik ve radyoaktivitelidir

  KAVRUN YAYLASI

     Kavrun yaylası 2240 m yükseklikte bulunan Rize ilinin en büyük yaylasıdır. Kaçkar Dağının eteklerinde olması ve araba yolunun çıktığı en yakın yayla olmasından dolayı yayla turizminide de birinci sırada yeralmaktadır.
     Rize ilimizde bulunan üç turizm merkezinden birisidir. 240 ev bulunan yaylamızda yaz sezonunda nüfus değişkenlik göstermektedir.
Ağustos ayında 2500-5000 kişi arasında değişmektedir

     Yaylamızda Ağustos ayının başlarında başlayan ve Eylül ayının ilk haftasın da sona eren şenliklerimiz yapılmaktadır. Yöresel bu şenliğimizin adı "VARTEVOR" olarak geçmektedir.Vartevor zamanı bir çok yerli ve yabancı turisti ağırlayan Yukarı Kavrun Yaylası diğer yaylalara da en yakın geçiş yoludur.

Kavrun Yaylası beşbin yıl önce buzullarla kaplı bir vadi olduğu jeoloklar tarafından söylenmektedir.Kaçkar Dağının eteklerinde bulunan büyük ve küçük buzulların Ayder yaylasına kadar inermiş.

   ELEVİT YAYLASI 

     Tipik yayla evlerini görebileceğiniz Elevit 1800 metre yükseklikte. Çoğunlukla büyük kente göçmüş yöre insanları yaz sezonunda iki-üç aylığına bölgeye geliyor. Konaklama imkanı bulanan Elevit’ten Haçevanak yaylasına üç saatlik bir yürüyüş yapılabilir. 80’lerden sonra yaşanan yangından sonra büyük bir yapılaşma sürecine giren Elevit yaylası aslında iki bölümden oluşuyor.Bu bölümlerin en büyüğü evlerin sayıca fazla olduğu ana vanağın(yayla evlerinin bulunduğu yerin) dışında, Tafteni olarak bilinen bölge ikinci gelmektedir.Tafteni aynı zamanda Haçevanak yaylasına geçenlerin de durağıdır.

       Elevit aslında yayla olarak bilinmesine rağmen, muhtarlığı da olması dolayısıyla köydür. Yeni adı da Yaylaköy’dür. Ama bu yeni isim pek kullanılmaz. Elevit yaylası Çamlıhemşin’e bağlı Küşüve, Mollaveyis, Omokta ve Golunavb köyleri tarafından kullanılan, gelenekselin yanında modern evlerin de bulunduğu, Yok Yok adlı bir marketin de olduğu, gelenleri “Rakım:1800, Nüfus:Belirsiz” diye karşılayan, yazları da her daim şen olan bir yayla. Elevit'te eğlence her yıl Ağustos ayının 15'inden sonra yapılır. Eskiden bu aylarda ot biçimi olurmuş (Vartivor).Fakat zamanla şehire göçten dolayı bu gelenek yerini daha çok eğlencelere bırakmış. Elevit'te eğlence deyince akla,en çok horon gelir.Gündüz;yayla gezisi,piknikler ve futbol müsabakaları olduğundan genellikle horon akşam saatlerinde olur.Horonun zaman kısıtlaması yoktur.Gençler yorulana, horon evindeki tahtaları kırana ve sevdalılarına attıkları türküler bitenedek horon olur elevitte,her sene gelmek ister Elevitli. İşte böyledir Elevit Eğlenceleri...
 

     Elevit'i anlatırken horon konusunu iki cümleyle geçiştirmek yanlış olur herhalde.Çünkü buraya sırf horon oynamak için gelen halkın oranı %90 diye bilinir.Hatta günü birlik gelip akşam horonunu oynadıktan sonra köyüne ya da şehire(ilçelere) dönenler bile olmaktadır.Elevit'le özdeşleşen horon şenlikleri aynı zamanda profesyonellik gerektirmektedir. Burada herkes horon oynayamaz,dikkat çeker.Bir şeyler bilmek gerekir.Oyuncunun prova sonrası sahne aldığı yer benzetmesini yaparsak yanılmış olmayız.Horonda beklenmedik an ,gelebilecek atma türkülere de hazırlıklı olmak gerek.Zira cevap verememe ezikliğiniz oyunu bırakmanıza sebep olabilir:).Eğer söylenen türküler kırıcı değilse,türküyü kime söylediğinizde fazla önemli değildir.Evli ya da bekar burada kardeşçe ve dostça karşılıklı türkü söylenip kol kola horonlar oynanır.Nispeten bir çoğunun sevdalı horon heyecanı vardır. Horonlar böylelikle daha da anlam kazanır.

  AMLAKİT

Kotençur’dan Amlakit yaylasına doğru giderken yaylacıların geleneksel horon yeri Poşğut Düzü’nden geçilir. Patika takip edilince ormanın hemen bitiminde kurulmuş, Palovit deresinin ikiye böldüğü Amlakit yaylasına ulaşılır.
Amlakit coşkuyla kutladığı Vartavor şenliğiyle ünlüdür. Amlakit, Palovit Vadisi’nin bal ambarları olarak bilinen Meğo’ya geçiş noktasındadır.

  Bu vadiye geçişle birlikte,Palovit’in en tehlikeli bölgelerine girilmiş olur.

Bitki örtüsü zaman zaman insanların ulaşımını aksatabilir. Amlakit yaylasına beş yıl önce yapılan araç yolu daha çok insanın yaylaya gelmesine olanak tanımışsa da, bu vadinin ekolojik dengesini tahrip eden bir seyir almıştır.

  Amlakit yaylası halen, Aşağı Vice, Hala, Habak köyleri tarafından kullanılmaktadır.

  PALOVİT YAYLASI

       Palovit Yaylası, Trovit Yaylası’nı geçtikten sonraki aşıttan aşağıya doğru inilerek ulaşılan bir yayladır. Çamlıhemşin’e 4 saatlik araba yolu uzaklığında bulunan Palovit Yaylası’nın hemen karşısında da Meleskur Yaylası bulunmaktadır. 

        Bu iki yayla Apevanak Yaylası’ndan gelen dereyle birbirinden ayrılmaktadır. Palovit Yaylası, Samistal’a ulaşılan patika yolu tarafındadır.Aşıt’ın hemen karşısındaki yayladır.Palovit Yaylası Çamlıhemşin sınırlarında olmasına rağmen arka Hemşin tabir edilen Hemşin ilçesinin kullandığı bir yayladır.

     Palovit ve Meleskur yaylaları günümüzde de hayvancılık faaliyetlerinin yürütülmesi itibariyle “yayla” sıfatını koruyan ve geçiş noktası olması itibariyle önemli yaylalardır.Palovit ve Meleskur yaylalarındaki mimari yapı geleneksel taş işçiliğinden örnekler taşısa da, eski özelliğini yavaş yavaş yitirmektedir. Bunda bu iki yaylaya çıkarılan araba yolunun etkisi büyük olmuştur. Palovit yaylası, Çayeli’ne bağlı Çilingir, Arsavos, Sefalı köyleri ve Hemşin’e bağlı Çaneva ve Ortaköy köyleri tarafından kullanmaktadı

  POKUT YAYLASI

     Samistal’dan Kavrun geçidine oradan da doğal yaşlı ormanların içinden geçilerek Maçkun Boğazına varılır. Maçkun bu tarihi yolun çokça kullanıldığı zamanlarda katırcıların uğrak yerlerinden biriydi. Susadığınız yerde beliriveren kaynak sularını, bölgenin orman içindeki en büyük düzlüklerinden Eğnedap’ı ve artık insanlara küskün patikaları geri bırakınca da Pokut yaylasına varılır. Pokut sırtının güney yamacına kurulmuş yayla evleri, zaman zaman Meğo ve Ayder Vadisi’ne biriken yerdumanı sayesinde bulutların üzerine dizilmiş inci tanelerini andırır. Yaylada hayvancılık yok. Sakinleri Ağustos ayı boyunca yaylaya çıkıp evlerini şenlendirir ve birkaç günlük tatillerini burada geçirir. Onun için yayla yaşantısının biraz modernleştiği göze çarpar. Karanlık çökmeden Pokut sırtına tırmanışa geçilirse Karadeniz’de günbatımı bu kez deniz kenarından değil, iki binli metrelerden seyredilebilir. Kaçkarlar tüm görkemiyle çıkar karşınıza. Pokut yaylası yıllar önce mera niteliğinde bir yerken, yayla sakinleri yukarı yaylaları Samistal’ı tercih ediyordu. Hemen hemen her Hemşin yaylasında olduğu gibi devam ettirilen yukarı yayla geleneği devam ediyordu. Ancak 70’lerin sonuna doğru Pokut tercih edilmeye başlayınca Samistal’da giderek tenhalaşmaya başladı. Pokut, Palovit Vadisi’nin üstünde 2000’li rakımlarda bir yayla ve yıllar önce bal sağımı yapılan Meğo’ya da yakın bir yer. Yayla sakinleri de Meğo’nun yakın olmasını fırsat bilerek, karakovan ballarını burada üretirlermiş.

     Ancak bu da artık olmayan bir gelenek ve uğraşı olarak tarihteki yerinin çoktan aldı. Pokut yaylası, Çamlıhemşin’in Makrevis, Ortan ve Pogina köyleri tarafından kullanılan bir yayla. Eskisi kadar canlı olmasa da, sevenleri yaylayı yazın ziyaret ediyor. Çamlıhemşin’e yakın olan yaylaya yapılan araç yolunun bozuk olması da ulaşımı aksatan bir etken. Pokut’ta bahsedilecek en önemli şeylerden biri de ahşap mimarinin en güzel örneklerini barındırması. 50 kadar evin bulunduğu Pokut’ta tüm evler ahşap olmakla birlikte, en eski evin 250 yıllık olduğu biliniyor.

                                      AVUSOR YAYLASI

Bölgede Lazlar’ın kullandığı bir yayladır. Ayder’den Kavrun’a giderken, ilk sola sapıldığında Avusor yay lası yoluna girilmiş olur. Avusor yaylasının aşağı bölümü ahşap evleriyle birlikte genellikle taş evlerden oluşmuştur. Yaklaşık 50 ev mevcuttur. Yukarı yayla ise, çığ tehlikesinden dolayı genellikle bir insan boyundan kısadır. Özellikle soğuğa karşı tezekle örtülen bu evler, 50 civarındadır. Avusor yaylası, Kemerli Kaçkar dağının alt yerleşkesi olup, adını verdiği Avusor Gölü’yle de ünlüdür.

  KAÇKAR YAYLASI

     Çingit, Mermanat ve Açaba köylerinin kullandığı bir yayladır. Evleri taştan yapılmış olan Kaçkar yaylası, 2400 metre yüksekliğindedir. Kaçkar yukarı yayla olarak da bilinir. Lodveçur ve Miçilov yaylaları ise Kaçkar'ın aynı köyler tarafından kullanılan aşağı yayla birimleridir. Kaçkar yaylasına Tar deresinden 6 saatlik yürüme yoluyla ulaşılabilir. 

      Baska bir ulaşım güzergahı ise ayderden 1 saatlik araba yoluyla ve ondan sonra 2 saatlik yaya yolla ulaşım sağlanmaktadır.bir zamanların en güzide yaylalarından biriydi.şimdilerde eksi havasından pek uzakta bir görüntü vermektedir.şu an itibariyle 10-12 hane bu yaylaya iştirak etmektedir.bunlarda yayla aşkından kaçkardan hiç kopamamış yaşı ilerlemiş senelerin yaylacılarıdır.yayla kültürünü fazlasıyla yansıtan bir yayladır.

Bir zamanların en güzide yaylalarından biri olan bu yaylaya köç zamanı büyük bir coşku tulum eşliğinde türküler söylenerek horonlar oynanalak eski hemşin adetlerini kültürünü en iyi şekilde ifade ederek yayla zamanlar köç ederlerdi..zamanında 350-400 aşkın hane sayısı olduğu tahmin ediliyor.vartevor şenlikleri adinda her agustosta 1 ay süre gelen horon eğlenceleri olurmuş.şimdilerde pek iştirak görmediği için terk edilmiş bir görüntü vermektedir.ama her yaz gençlerin ver yaylaseverlerin büyük ilgisini çeken bir yayladir.doğasiyla manzarasıyla tarihi taş evleriyle en en önemlisi el değilmemiş güzellikleriyle yaşanması görülmesi gezilmesi gereken bir yaylamızdir.ayrıca kaçkar dağlarının en yüksek zirvelerinden biri olan altınparmak mevkiside burda bulunmaktadır....

     Turizm adına pek gelişememesine rağmen gelen turistler otel konaklama v.s olanakları olmadığından en iyi şekilde yaylacılar tarafından ağırlanmaktadır.

 

SAL YAYLASI

     Pokut yaylasından sırt takip edilirse Sal yaylasına varılır. Her iki yayla 15 dakikalık yürüyüş mesafesinde birbirine yakındır. Sırttan geçilirken aşağılarda Pilunçut Kahvesi'nin artık hiç gelmeyecek katırcılarını bekler gibi durduğu görülür. Sal yaylasında k kenarları evlerle çevrili bir düzlük bulunur. Büyük ihtimalle de bu düzlük yaylaya adını vermiştir..

     Bu düzlüğün çevresinde irili ufaklı, geleneksel mimariye uygun Hemşin evleri vardır. Sal'daki evlerin tamamı ahşap olmakla birlikte, son yıllarda yapılanlar da mimari açıdan çok fazla uyum sağlamasa da ahşaptır. Sal da Pokut yaylası gibi susuzluğu ile ünlüdür. Sırt üstünde kurulduğu için yanı başında herhangi bir ırmak veya dere olmaması dezavantajdır.

     Kaynak suları ise yaylanın çok aşağılarında çıktığından yaylaya pek faydası yoktur.. Onun için yayladaki birkaç kaynak, ağustostaki yoğunluğa yetmiyor.

     Evlerin hemen üzerindeki alana çıkıldığında ise Altıparmaklar'dan Kemerli ve Büyük Kaçkar'a kadar "en yüksekler" görülebilir. Ayrıca görüş açısının net olduğu havalarda Kafkas Dağları'nı ve Karadeniz'i de izlemek mümkün Sal yaylasından. Sal yaylasını diğer yaylalardan ayıran en önemli özelliği sadece bir köy tarafından kullanılması.

     Çamlıhemşin'in Çinçiva köyü tarafından kullanılan yayla özellikle Temmuz başından itibaren dolmaya başlar. Bazı yaylacılar Ekim'e kadar yaylada kalır. Sal'ın yayla sakinleri için bir avantajı da köylerine 45 dakikalık araç yolu uzaklığında olmasıdır.

 

KALE YAYLASI

      Rize ili, Çamlıhemşin kazasının 40 km uzağında, rakımı 2800 lerde olan en son köyüdür. Fırtına deresinin doğduğu noktada yer alan kale köyü; Kaçkarların bir bölümünü oluşturan ,Tatos dağı eteklerinde kurulmuş tarihi bir köydür. Erzurum İspir ve Artvin Yusufeli ne geçit veren yapısıyla, geçmişte yük kervanlarının geçiş yaptığı, noktalardan biri olma özelliğine sahibti.
      Kale-i bala olan ismi Cumhuriyet yıllarında Hisarcık olarak değiştirilmiş ve bu isimle yıllarca anıldıktan sonra, tekrar Kale köyü olarak ismi değiştirilerek bu gün kü ismini almıştır.
      Köyün yerleşkesi dağınık olup; birkaç mezra ve mahallelerden oluşmaktadır. Varoş ve Kala mezra olarak kullanılırken; Meyele, faikli, Çiçekli yayla, Orta sırt ve Baş çayır yayla olarak kullanılmaktadır. Yayla olarak kullanılan bu bölümlerde; Özellikle, Orta sırt ve Baş çayır da komşu köylerden gelenlerin yayla evleri mevcuttur. Köyün bu yaylasal özelliğinden ötürü karşılıklı kültür etkileşmeleri olduğundan hemşin kültürünün ağırlığı da köy üzerinde görülmektedir. Tarihi araştırmalarda ise Kale köyünün bir Hemşin kültürü ve dili taşımadığı saptanmıştır.
      Köydeki evlerin yapısal özelliğini incelediğimizde; Kara taş duvarlar üzerini örten toprak damların olduğunu görürüz. Evler, tandır ve ocağın bulunduğu bir bölüm ve Maran denen ikinci bölümden oluşmaktadır. Maran; yatak ve kiler odası olarak kullanıldığı gibi, vartivordan sonra da ot  ların yerleştirildiği alan olarak hizmet verirdi.
      Bu kara taş ve toprak damlı evlerin yanı sıra; üst üste dizilmiş 'keran'ların oluşturduğu evlere de rastlamak mümkündü. Keran: Uzunluğu 10-15 mt ve hatırı sayılır kalınlıkta olan düzgün ağaçlara denirdi. Günümüz de birer müze lik olan bu binalar, yerini piri ket taşlarının duvar olduğu ve damlarının saçla örtüldüğü evlere bırakmıştır. Türistik amaçlı gelenleri, hayrete düşüren binalardaki kapı ve pencere üstü taşların ve kocaman kalasların ilkel koşullarda nasıl bu duruma getirilebildiğidir. O nedenle olsa gerek bu eski evlerin fotoğrafları hemen her turist kafilesince tab edilmektedir.
      Toprak damların yanında "harturma" ile örtülmüş damlarda görmek olasıdır. Harturma: Özel olarak seçilen çam kütüklerinin ustaca yarılmasından oluşmuş,ince oluklu tahtalara denirdi.
     Önceleri köyde tarım ve hayvancılık yapılırdı. Tarımda tarlalara, Buğday arpa v.s ekilir biçilirken daha sonraları iklim değişikliklerinden olsa gerek bu tahıllar doğru düzgün yetişmez oldu ya da ekilmez oldu. Hayvancılıkta ise her evde 10-15 büyük baş hayvan ve bazı evlerde ise yüzlerle ifade edilen küçük baş hayvan barındırılıp beslenirdi. Bu gün sadece hobi olarak yapılan yaylacılık ekenomik getiri yönünden çok tali kalmıştır.
      Dağın eteklerinde kurulu olan köyde bu gün kışları kimse yaşamamasına karşın, geçmişte Kale köyü; Kışları da şen bir köydü. Coğrafi yapısı ve ekonomik yapısı gereği, Köylüler, yaşamlarını daha iyi devam ettirebilecekleri çareleri arayıp, çareyi gurbetçilikte buldukları için köyden yoğun göçler olmuştur. İlk etapta sahilde arazi almak suretiyle; Pazarın değişik köy ve mahallelerinde toplanmaya başlamışlardır. buradan da büyük şehirlere göç ederek; Çeşitli iş ve mesleklerde çalışmaya başlamışlar ve ya, kendi işlerini kurmuşlardır.

     Gurbetçilikle birlikte, büyük şehirlere açılan köylülerimizde; Ekonomik ve sosyal koşulların elverişliliği sayesinde okuma yazma oranında büyük bir artış olmuştur. Parmakla gösterilen okur yazarlar artık çoğalmış meslekleriyle anılan insanlar Köyü temsil eder olmuştur.
           Bu arada bir ayrıntı olarak ta belirtmek gerekirse; Kale köyünden pazara göç edenler; Pazarın Abdoğlu (yeni isimlerini yaz.), Hüdisa, Kuvakçe, Duduvat gibi mevkilerinde oturmaktadırlar.
                  Bu genel bilgilerin ışığında; Biraz daha ayrıntılara girip köyün kültürel yapısını incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır. Köyde yaşayanlar; Birkaç sülale şeklinde beklenmişlerdir. Bunlardan sayısal kalabalıklarına göre İslamlar (bunlarda birkaç bölüme ayrılmış durumdalar), Kadıoğulları( Bunlarda birkaç bölüme ayrılmışlardır,) Aziz oğulları
     (Eyizler) Köseler, Tonyalıler vs .Bu sulalelerde büyüdükçe parçalanmış, değişik sülale gurubu şeklini almaya başlamıştır. Örneğin: İslamlar, Alikalar, ayazlar v.s gibi. Bu durum aile yapılarının parçalanmasını beraberinde getirmiştir. Aynı zamanda geçmişte kapalı bir yapıya sahip olan Kale köyü, bu açılım ve etkileşimler sonucu; yoğun kültür transferi yaşayan köylerden olmuştur. Çeşitli kültüre mensup ailelerle hısımlık düzeyinde akrabalıklar geliştirilmiştir. (Kaleli kızlar önceleri kaleli erkeklerle, kaleli erkeklerde kaleli kızlarla yada hemşinlilerle evlenirdi)
            Köyün fiziki yapısına ve mesire yerlerine ilişkin oldukça yazılacak şeyler vardır. Öncelikle; köye ismini veren Kale-i Baladan söz edelim. Köyün vadiye hakim bir noktasında kurulmuştur. Yapıldığı tarihe ilişkin çeşitli tarihler verilmektedir.16 burcu bir gözetleme kulesi olduğu iddia edilen kale, bu gün harabe durumunda olup duvarlarının kalınlığı 0,5 ile 1,5 mt re arasında değişmektedir. Engebeli bir arazı üzerinde kurulduğu için duvarlarının yüksekliği farklılıklar arz etmektedir.
           Kaleyle yaşıt olduğu sanılan ancak birkaç kez restore edilen camisi de eski yapılarındandır. Kalenin yakının da şehitlik olduğu iddia edilen mezarlar vardır. Ancak mezarlar gömü olasılığı üzerine kazılmıştır.
           Tarihi dokusundan sonra, Kale köyünün mesire yerleri de oldukça fazladır. Dağların tepe noktalarında irili ufaklı krater gölleri mevcuttur. İsim olarak sayarsak; Kumlu, Yıldızlı, Şoroğ ve üç göllerdır.
            Çiçekli yaylanın tepesinde yer alan ve Kale ye gelen herkesin özellikle gitmek istediği köylük sırtından tüm köy ve komşu köyler gözlenebildiği için fotoğraf çekme meraklılarının da ayrıca görmek istediği bir yerdir.
             Doğal maden suyu olan "Acı Su"  güneşi yakalayan Kalelilerin ilk akla gelen piknik alanı olduğu gibi; Egzama v.s hastalığı olanların da şifa arayıp, yıkandığı bir yerdir. Ancak yıkanmaya musait bir tesisi henüz yapılmamış olup sadece uygun yerler yıkanabilmektedir.
             Hüsam suyu özelliği olan bir su dur. Oldukça soğuk olan bu su, kışın bile akmaktadır. Derelerin donduğu mevsimde, bu suyun akabilmesi enteresan bir özelliktir.
             Kale köyünün diğer kültürel özelliklerini,gelenek ve göreneklerini başka bir bölümde yazacağız.

Yazan:  Mustafa KORKMAZ (kaleibala.com)

kaynak:http://www.camlihemsin.gen.tr

yorum ve mesajlar
Yeni Yorum Ekle RSS
engin  - yayla   |2008-06-20 10:01:54
Trovit yaylasi neden unutulmus?
yorum ekle
Name:
Email:
 
Baslik:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."


İçerik Özet:  Çağırankaya Palovit Elevit Ovit Amlakit Hodeçur Samisdal Pokut Çat Haçivanak Karmik Hemşin Başyayla Ortayayla Verçenik Avusor Kaçkar Aşağı Kavron Yukarı Kavron Hazindak Çiçekli Çaymaçakur Sal Varda Gölyayla Cimil Hazindağ Ambarlı Çahperik Kito Karap Kale Gürmanuman Varoş Çermeşk Dahter Anzer Aşağı Faso Yukarı Faso