• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Member Area

Rize Pazar Net | Yöremize Dair Herşey

Thursday
Mar 11th
Anasayfa arrow İz Bırakanlar arrow Söyleşi-Röportaj arrow Erdal Bayrakoğlu İle Söyleşi
Erdal Bayrakoğlu İle Söyleşi

“Denizde kopan fırtına” anlamına gelen ‘Zifona’ adlı albümü piyasaya süren Erdal Bayrakoğlu müzikte geleneksel ve evrensel formları birleştirmeye devam ediyor. Usta şarkıcı ile Karadeniz müziği ve sorunlarını konuştuk.

Erdal Bayrakoğlu Rize Ardeşen 1977 Doğumlu. Istanbul’da yaşıyor ve meslek lisesi yıllarından itibaren müzikle uğraşıyor. Müzik çalışmalarında 13 yıldır birlikte sürdürdüğü, müzisyen arkadaşlarının, bu albümünde de birlikte çalıştıkları ifade ediliyor. Yeni katılan ve eski müzisyen arkadaşlarıyla Zugaşi Berepe ve Kazım Koyuncu’nun büyük emek verdikleri müziğin yerelden, evrensele taşıma ve kaliteli müzik yapma uğraşının, başarmak istedikleri hedefleri olduğunu belirtiyor.

Erdal Bayrakoğlu toplumun destanlarını , aşklarını , ağıtlarını ve horonlarını söylediği ilk albümü “Zifona/ Kasırga” ile müzikseverlerle buluşuyor. Albümde, çoğunlukla hiç duyulmamış, yeni şarkılar, Lazca , Megrelce ve Türkçe olarak seslendiriyor. Zifona isimli albüm: modern çalgılar yanında, otantik sazların da kullanıldığı bir müzik konseptinde hazırlanmış.


Laz kültürünün yaşamasının, sadece tarihi otantik değerlerin, nostaljik hatırlanılması ile değil, geleceğin kurucuları olan gençlerinin, duygu ve tavırlarının katkısıyla gerçekleşeceğine inanan, Erdal Bayrakoğlu ; ilk albümü Zifona’da da böyle bir çabaya küçük bir katkı olduğunu belirtiyor.

Karadeniz’de müziğin, imecelerde üretilirken ve söylenirken barış ve sevgi ile harmanladığını, bunun bugünde ihtiyaç duyduğumuz bir arada yaşam sentezi olduğunu; albümünde de bu duyguyu yansıtmak istediklerini ifade ediyor. Laz ozanı Hasan Xelimişi’nin, Maçka’lı Hasan Tunç’un, Fuat Saka’nın şarkıları yanında kendi bestesinin de bulunduğu 12 şarkıdan oluşyor.


TRT’DE LAZCA’YA GEÇİT YOK

“Denizde kopan fırtına” anlamına gelen ‘Zifona’ adlı albümü piyasaya süren Erdal Bayrakoğlu müzikte geleneksel ve evrensel formları birleştirmeye devam ediyor. Usta şarkıcı ile Karadeniz müziği ve sorunlarını konuştuk.

Albümünüzün, Karadeniz kökenli enstrümanların kullanılarak üretildiği müziklerin yer aldığı albümlerden ne gibi farkları var?

Geleneksel ve modern çalgıları farklı bir sound kullanarak, Karadeniz’in hasretini, sevgisini, ağıtını, horonunu Laz dili ve kültürünün doğal yapısının korunmasını da önemseyerek yansıtmaya çalıştım. “Denizde kopan fırtına” anlamındaki ‘Zifona’ albümünün farklı olmak gibi bir derdi yok. Albümün derdi geleneksel ve modern çalgıların doğru şekilde harmanlanmasını sağlamak. Laz müziği ve geleneksel Karadeniz müziğinin evrensel anlamda kaliteli yeni bestelerle geliştirilmesi adına yapılması gereken daha çok iş var. Yapılması gereken fakat yarım kalmış, cesaret edilememiş ve kurumsallaştırılamamış birçok konu çözüm için çabaya ihtiyaç duyuyor.

Albümde Karadeniz’e ait enstrümanların yanı sıra bas gitar da var. Siz bu müziğe ‘Karadeniz rock’ diyor musunuz?

Bu isimlendirmede Zuğaşi Berepe’nin çıkışı çok önemli. Fakat halen bu müziğin ‘Karadeniz rock’ olarak tanımlanabilmesi tartışılır bir durum. Kazım Koyuncu’nun yaptığı müziğin altyapılarından daha ziyade, kaybolan dil Lazca’nın müzik dili olmasının rock bir tavır olduğunu düşünmekteyim. Bu belki bugün için önemi azalsa da hâlâ böyle algılanmakta. Lazca söylemek isyankâr bir tavırdı. Elbette kullanılan enstrümanların da bu adlandırmada etkisi olmuştur fakat evrensel manada rock ve Karadeniz henüz ‘Karadeniz rock’ olarak tanımlanabilecek bir sentez oluşturamadı Söz, beste ve kendine özgülük anlamında ‘Karadeniz rock’ bir arayış olabilir.


Yeni Karadeniz müziği olarak lanse edilen müziklerle ilgili neler düşünüyorsunuz?


Kazım Koyuncu’nun müzik tarzı ve onlarca yıl verilen emek sonucu yakaladığı büyük başarı, özellikle Karadenizli muzisyenleri cesaretlendirdi. Hatta Karadeniz kökenli olmayan birçok müzisyeni de bu moda etkisi altına aldı. Zamanla bu müzisyenler, repertuvarlarına Karadeniz tulum ve kemençe parçalarını koymaya başladı. Kazım Koyuncu yaşarken başlayan bu moda ve ticarileşme süreci onun ölümüyle popüler ilgiyi artırdı. Karadeniz müziğini ticaret kapısı olarak gören, taklitçi bir tüketici furya da beraberinde geldi.


Bu ilginin başka bir olumlu yönüne baktığımızda; bu süreç gençlerde Lazca’nın müzikle bir ölçüde öğrenilmesine katkı sağladı diyebiliriz.


Bu tür gelişmeler Karadeniz’de yaşanan kültürel asimilasyona neden oluyor mu?

Kültürel yozlaşmanın en önemli taşıyıcısı Lazca, Hemşince veya Gürcüce’nin kullanılmaması ve yozlaşması sürecidir. Öncelikle müziği üretenlerin kendilerini eğitmeleri şart. Tarih ve kültür bilinciyle yaratılan bütün değerler halkın nazarında yerini alacaktır ve yozlaşmanın önüne geçecektir. Halk’a gerçekten değer vermek ve halkın kaliteyi hak ettiğini bilmek yozlaşmayı önleyecektir.


TRT’nin yasaklı müzisyenleri arasında yer almanızın Lazca şarkı söylemenizle ilgisi var mı?

Doğru müziği yapmak ve halkın müziğini doğru şekilde yapmak birtakım bedelleri de beraberinde getiriyor. Albümüm Türkçe, Lazca, Megrelce parçalardan oluşuyor. Lazca ve TRT hâlâ bir arada düşünülemiyor. Anlamsız bir Lazca yasağı bu çağda uygulanmaya çalışılıyor.

Bu sadece TRT ile de sınırlı değil. Diğer majör denilen TV kanallarına da çağrılmıyorum.

Tabii ki televizyonlara çıkmaktaki amacımız kültürümüzü ve emeğimizi daha fazla insana nasıl duyurabiliriz kaygısıdır. Fakat bu amaç popüler kültür çağında gelir getirmeyen (reklam) bir çaba olduğundan televizyonlar tarafından pek tercih edilmiyoruz.

Bir de emeğe, doğaya, kültürel varlıklarımızın korunmasından taraf bir sorumluluk anlayışını yansıtınca; işte o zaman medya sana tamamen set çekiyor ve gizli bir sansür yakanı bırakmıyor…


EVRİM KEPENEK (birgün)

yorum ve mesajlar
Yeni Yorum Ekle RSS
yorum ekle
Name:
Email:
 
Baslik:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Söyleşi-Röportaj
Yazarin toplam 5 yazisi bulunuyor. Tüm yazilarini görmek için tiklayin. Tüm Yazıları (5)