İnsan Kaynakları
Recep Ali AKSOYLU
OKTAY GÜNAH KEÇİSİ, YA ULVİ ? | OKTAY GÜNAH KEÇİSİ, YA ULVİ ? |
|
Pazar günkü Karşıyaka hezimetinden sonra yerel medyamız ne hikmetse tüm okları Oktay Çevik’e çevirdi. Elbette ortada başarısız bir sonuç var ise, takımın teknik patronu da bundan birinci derecede sorumlu olanlar arasındadır. Dikkat ediniz birinci derecede sorumlu olanlar arasındadır. Tek başına sorumlu değildir. Maalesef ülkemizin yaygın anlayışı gereğine uygun olarak bizde de tek sorumlu Oktay’mış gibi fatura ona kesildi ve ayrılmak zorunda kaldı. Ama kimse takımın asıl patronu Ulvi Süvarioğlu’ na gidip gitmeyeceğini sormadı. Kimse kapıyı göstermedi. Kimse başarısız Ulvi’yi ve başarısız olmaya mahkum Oktay’ı göreve getiren ve donanımını sağlayan (sağlayamayan) Yönetim Kuruluna istifa müessesesini çalıştıracak mısınız diye sormadı. Sormuyor da! Tekrar bu noktaya döneceğim ama Oktay hocanın ayrılması konusunda önce birkaç cümle yazayım. Hoca, ayrılmak zorunda kaldı ama esasen gelinen noktada ayrılması zaruretti. Kendisine şampiyon adayı olamayacak bir takım nüvesi teslim edilmesine rağmen, bizler de kez lerce uyarmamıza rağmen başlangıçta her nasılsa iyi sonuçlar alındı diye havaya girip büyük hedeflerden dem vurmamalıydı. Vurursan hesapsız kitapsız, şimdi hak etmesen de altında kalırsın böyle. Oysa bu sürecin altında kalması gereken Oktay hoca ve sesi soluğu duyulmayan Hasan Vezir olmamalıydı. Onlar Sayın Başkan Yardımcısı Hasan Kemal Yardımcı’ nın bugün yerel medyaya düşen, “Öze dönüş çalışmaları kapsamında sezon başında Rizeli Oktay Çevik ve ekibine güvenerek şans verdik. Maalesef son 4 haftadır aldığımız mağlubiyetler taraftarımızın da sabrını taşırdı. Rize halkı başarısızlığı asla kabul etmez. Rizeli teknik direktörler haklarını iyi kullanamadı. Çevik maalesef başarılı olamadı. Rize'nin kaderi bu ve artık yeni hoca arayışımıza başlayacağız.” ifadesini asla hak etmediler. Ne onlar, nede henüz görev almamış diğer “bizim çocuklar”. Zaten yeni sezona başlarken korktuğumuzda bu idi. Temmuz ortasında bu düşünceden hareketle tarihe düşmesi açısından “Çevik ve Vezir'e Camiadan Açık Kredi” başlıklı yazımda, bu yıl Rizespor’un alacağı sonuçlar ne olursa olsun camianın takımın, hocaların arkasında durması gerektiğini detaylıca işlemiştim. Çünkü, hem transferlerde geç kalınmış, hem de borçları sıfırlama stratejisi gereğine uygun “ucuz toplama” tarzı oluşturulan bir takımla şampiyonluk hedefini göstermek yanlış olurdu. Yazımda, “Bu süreçte özellikle idarecilerin demeçleri büyük önem arz etmektedir. Olamayacak vaatlerde bulunmamalıdırlar. Hatta dilim varmıyor ama “Rizeli teknik adam istediniz, alın işte size Rizeli teknik kurmaylar” deyip, yarın olası başarısızlık halinde de “Buyurun işte çok istediğiniz Rizeli teknik adamların marifeti” demelerinden, iki cesur atmacayı aslanların önüne atmalarından korkarım.” diye yazmışım. Ne diyor bugün Sayın Yardımcı, “Rizeli teknik direktörler haklarını iyi kullanamadı.” Yazıktır, günahtır Sayın Milletvekilim. Evet, son haftalarda alınan sonuçlar ortada. Takımın durumu ortada. Oynanan futbolun kalitesi ortada. Elinizi vicdanınıza koyun, siz teknik ekibe şampiyonluk adayı olabilecek takım mı teslim ettiniz? Siz teknik ekibe takımı iyi organize edebilmeleri için gereken ortamı, koşulları sağlayabildiniz mi? Siz Ulvi Süvarioğlu’ nun gölgesinden teknik heyeti soyutlayabildiniz mi? Siz daha ilk haftada Muharrem’i tepeden indirerek takımın balansını bozmadınız mi? Soruları artırmak mümkün. Ama gerekmiyor, yararı yok. Attınız Rizeli çocukları aslanların önüne. Şimdi kesiyorsunuz da diğer Rizeli çocukların önünü. Kesin kesmesine de, komşumuz Trabzon’a da lütfen bir bakınız. Hani siyasette, bürokraside hep çırakları olduğumuz batı komşumuza. Sonunda tek çareleri kaldı; kendi topçularından başkasından fayda yok ve Güneş takımın başına… Ya biz? Temmuz ayına tekrar döneyim. Aytekin Kalender’de benzerlerini yazmıştı. Hatta Fatih Sultan Kar “Ya Vezir ol, ya Çevik” başlıklı yazısında daha da ileri giderek, “Şimdi Rizespor olarak kendi içinden çıkan Rizeli iki Teknik Direktörü, iki değerimizi işin başına getirdik, öze döndük deseler de anlamadık bir durum var işin içinde. Oktay Çevik yıllarca teknik Direktörlük yapmış bir isim keza Hasan Vezir’de öyle. Her birinin ayrı ayrı ve birlikte uyum içinde çalışacağı bir ekibi var. Bu oluşumda ne Oktay Çevik nede Hasan Vezir kendi ekipleri ile çalışamayacaklar. Şimdi gerekli uyum sağlamaması durumunda söylenecek tek söz çıkacak karşımıza “ biz kendi değerlerimize şans verdik başarılı olamadılar”. Rizespor da yetişmiş ve parlamış, asla para pazarlığına girmemiş, hatta Rizespor’dan Fenerbahçe’ye giderken transferi ile Rizespor’a hem para, hem 3 değerli oyuncu kazandırmış olan böyle bir ismi şimdi bir Teknik Direktörün yardımcısı olarak, Rizespor’da görevlendirseniz bu durum hedefleri olan bir hocanın önünü açmak değildir. Umarım kaygılarım yersizdir. Umarım sezonun dördüncü haftasından sonra yeni hoca arayışına girmeyiz.” Ardından camiaya seslenerek yazmışım; “Ne olur ligde performansımız arzu ettiğimiz gibi gitmese, faturayı bu iki cesur adama kesmeyin, olumsuz tepki de vermeyin. Onlar her şeyin güllük gülistanlık olmadığı bir ortamda sorumluluk almaktan kaçmadılar. Şampiyon olmak, takımızı bir üst klasmanda; Süper ligde elbette alkışlamak isteriz ama olamamak da her şeyin sonu değil. Bu bir uzun soluklu yarışma…” Evet, lider Konya’yı mağlup ettikten sonra işler arzu ettiğimiz gibi gitmedi. Takım bir tuhaf (!) oldu. “Bizim Oktay” da hedefi olması gerekenden yüksek ve farklı gösterdiği için süreci iyi yönetemedi, başarısız takımın başarısı teknik adamı oldu. Ayrılmasını bildi. Ama başarısız şirketin teknik birim müdürü ayrılmasını bilirken, şirketin tepe yöneticisi, koltuğuna zamkla oturmaya devam ediyor. Galiba Rizeli gazeteci Selman Kutlu kardeşimin de bu noktadan hareketle “SAHİPSİZ RİZESPORUM” başlıklı yazısında, “Teknik kadro açısından kan değişikliği şart, buna diyecek bir şey yok ama bence orası temizlemez bu işi. Sebepleri kökünden araştırın sorunu tam çözün.” diyor bugünkü yazısında.
TASARIM !rizepazar.net 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|