|
Yerel sitelerde Rizespor yönetiminin çok arayıp, bin bir zorlukla kulübün başına getirdiği yeni teknik direktörle ilgili haberleri okuyorum. Haberlerde aktarılanlara, yazar veya okur yorumlarına katılmamak mümkün değil. Mehmet Şansal beklentilerin arttırıldığı böylesi bir dönemde görevlendirilecek bir isim değildi. Dağ fare bile doğuramamıştır. Bir teknik adam için hoş olmayacak şekilde şehre gelişinde siyah çelenklerle, olumsuz bildirilerle karşılanmıştır. Bunları biliyor, okuyor ve tepkilerinizi veriyorsunuz zaten. Tekrarlamanın anlamı da yok, büyüklerimiz öyle layık görmüş!
Ancak ben birkaç sitede okuduğum “kayyum” yorumlarına takıldım.
Deniyor ki, “eleştirdiğiniz bu yönetim olmasaydı, yönetim kayyuma kalırdı.” Öncelikle kayyuma kalınmazdı, bu bir. İkincisi evet, hakikaten kayyuma düşmek hoş bir durum değil. İncitici bir durum. Hele hele Sevgili Kenan Yelkenci ve Selahattin Bakır dostlarımın yazılarında da yer verdikleri gibi ülkeyi yönetme erkine sahip insanların doğduğu veya nüfusuna kayıtlı olduğu bir ilde “kayyum” hiç de sempatik değil.
Ama kayyum da kötü bir şey değil be dostlar. Bazı durumlarda emin olunuz daha yararlı, daha tercih edilendir. Zaten daha iyi olacağı için baş vurulan yöntemdir.
Basiretsizlik, beceriksizlik, kötü niyet, başı bozukluk, yanlılık, ortada bırakılmışlık vs vs olduğu zaman kayyum atanıyorsa, lütfen söyleyiniz saydığım tarz durumlara göre kayyumun atanması daha evla değil midir?
Kayyum; koşullar gerektirdiğinde, ilgili gerçek veya tüzel kişinin hak ve hukukunu korumakla görevlendirilen kişidir. Yani yetkin kişidir. Bilgi ve birikimi olduğu için kamunun atadığı kişidir. Parası olduğu veya paralı gözüktüğü, kamudan iş aldığı veya alacağı için değil, mesleki ehliyeti gereği görevlendirilendir. Üstelik mesaisinin tamamını verebilecek olması da en büyük avantajıdır. Atanmışlığı nedeniyle belki karizması daha azdır. Yanında avanesi de yoktur. Ama müessesenin menfaatlerine uygun sorumluluklarını yerine getirirken kimseye de şirin gözükmek, tribüne oynamak gibi de handı kapı da yoktur.
Düşünün... Çevrenize bakın... Rizespor da göreve talip olmamış, olmayacak. Ama yetkinliği olan o kadar çok kişi var ki, bu görevleri layıkıyla yapabilecek...
İşte örnek Kenan Yelkenci...
Bunca işinin arasında günde 2-3 kez Rizespor hasbıhali yapıyoruz telefonda. Belki de ilin markalı tek endüstriyel üretimini yapan iş adamı. İstihdam yaratanı. Bakınız Rizespor un mevcut etkin isimlerine, Sayın H. K. Yardımcı ve ailesi dışında diğerlerinin hangisi Rizelinin yarasına (yakınlarına, eşine dostuna değil Rizeliye) merhem olmuştur.
Neyse, başa döneyim. Kayyum da vasi gibi vesayet organlarından biridir. Vasilikte malvarlığını yönetmek ve hukuki işlemlerde onu temsil etmek, kayyum da ise sadece belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için görevlendirme söz konusudur. Bazı durumlarda “öcü” olmasa da, biz yine kayyumu almayalım. Dost var, düşman var. Zaten almamıza da gerek kalmamış.
Bakınız ne diyor Sayın Belediye Başkanı Sayın Halil Bakırcı, “hocamızla Kasımpaşaspor kulübünün as başkanı iken beraber çalıştık. Türkiye’nin tanıdığı iyi hocalarımızdan birisidir. Umut ediyorum ki, Rizespor’da başarılı günler geçirecektir. Kulübümüze gelişinden mutluluk duydum.”
Koca şehirde olumlu demeç veren tek kişi, destek veren tek kişi, kucak açan tek kişi.
Bu durumda buzağıyı aramadan farklı pencereden bakmak gerekiyor.
Rizespor camiası olarak tanımıyor olabilirsiniz (bende tanımıyordum, ilk duyduğumda eski kaptanlarımızdan Ergun Kolçak’la beraberdim, o bana yeterince anlattı) ama bakınız hem iyi hocaymış, hem de Türkiye tanıyormuş.
Ben bu haberi, “Mehmet Şansal’da Rize’ye Kasımpaşa kontenjanından geldi ve bundan sonra kimse parasızlıktan, sahipsizlikten bahsetmeyecek” diye algılıyorum. Bir de bu yanından bakınız, kötü mü oldu. Şimdi topçularda parasını alacak, kulübün ısınma sorunu bile olmayacak. Sayın Başbakanımızın icazetiyle görevi üstlendikleri söylenen İstanbullu büyüklerimizde böylece rahatlayacaklar. Ama Doktor Ulvi Bey ne olacak? İşte onu bilmiyorum.
Ateşten gömleği giydirdiğiniz “bizden çocukları” tu kaka ettirerek diğerlerinin de önünü kestiniz. Vebalınız ağır. Umarız bu pencereden gösterdikleriniz karasabanımız olmaz şimdi.
|