• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Member Area

Rize Pazar Net | Yöremize Dair Herşey

Friday
Jul 30th
Anasayfa arrow İnsan Kaynakları arrow Recep Ali AKSOYLU arrow ATMACAYA SONUNA KADAR DESTEK
ATMACAYA SONUNA KADAR DESTEK

Çaykur Rizespor’un son bir haftada oynadığı üç maçı kaybetmesiyle havayı birden sis kapladı. Özellikle son Orduspor müsabakasındaki kişiliksiz futbolun etkisiyle tepkiler ayyuka çıktı.

 

Oktay’in istifa sinyali verdiği, Hasan’ın devam edip etmeyeceği, alternatif hoca isimleri ve daha bir sürü eleştiri yer aldı medyada. Ancak, bu bir sürü eleştiri kadar bu kez aklı selim mesaj da yer aldı medyada. Neticede Oktay da devam edeceğini açıkladı.

 

Teknik heyet kesinlikle devam etmeliydi. Lige verilen ara ile hava biraz dağılır gibi oldu, ama bu haftaki Karabük maçı bence ateşten gömlek giyilecek bir olacak.

 

Sezona genelde olumlu bulduğum radikal adımlarla başladı kulüp. Maliyetleri düşürme stratejisine (elbette mevcut anlaşmaları hiçe saymalarını, hakkını isteyen sporcuyu aforoz etmelerini hiçbir açıdan doğru, anlaşılır göremeyiz) uygun olarak yepyeni bir takım ve yerli hoca ile yola çıkılması fevkalade doğruydu. Sezon öncesi de yazmıştım Çevik ve Vezir bir arada bir çok açıdan olmazdı, özellikle Hasan Vezir Rize sevdası yüzünden büyük bir risk almış ve fedakarlık örneği göstererek ikinci adam olmayı kabul etmişti. Hatta kulübün anlaşılmaz bir şekilde daha ligin 1. dakikasında takımın İdari Menajerliğini son üç sezondur yürüten İsmail Coşkun’un yerine Muharrem Gürbüz’ü getirdiğinde görevi bırakabilirdi de. Çünkü sezon öncesi Oktay hocanın Hasan’la değil, Muharrem’le çalışmak istediği de medyaya yansımıştı.

 

Tüm bu idari olumsuzluklara karşın, yeni ama pek de genç olmayan kadro ile Rizespor bu sezonun ilk 12 haftasında geçen yıla oranla bir puan daha fazla aldı. Geçen yıl 12. hafta sonunda lider Manisa’nın 23, 6. sıradaki Rizespor’un 20 puanı vardı. Bu yıl lider Konya’nın 27, Rize’nin ise 21 puanı var. Geçen sezon Bank Asya 1. Ligde takımlar sanki daha denk gibiydi. Yukarıdakilerle aşağıdakilerin arasında kopukluk yoktu. Anımsarsanız geçen yıl Rizespor aldığı başarısız sonuçlara rağmen, rakiplerinin de sürekli puan kaybetmesiyle son haftalara kadar play-off şansını sürdürmüştü. Bu durumu “ Rizespor'da Trabzonspor'da Hazır Lokmayı İstemedi” başlıklı yazımda sezon sonuna doğru detaylıca işlemiştim. Yine Temmuz ayı ortasında mahalli basın ve internet gazetelerinde yayınlanan “Çevik ve Vezir'e Camiadan Açık Kredi” başlıklı bir diğer yazımda da, bu yıl Rizespor’un alacağı sonuçlar ne olursa olsun camianın takımın, hocaların arkasında durması gerektiğini detaylıca işlemiştim.

 

Hem transferlerde geç kalınması, hem de “toplama” tarzı oluşturulan bir takımla şampiyonluk hedefini göstermek yanlış olurdu. Elbette bir hedef olmalıydı. Gelecek yıl başarılı olmayı amaçlamak da hedeftir. Adımlarını o hedef için atarsın, artık o hedefe ilerliyor olursun. Yanlış olan yeterliliğinden tam emin değilsen, camiaya tabanı olmayan umut vaat etmektir. Alınan başarılı sonuçlarla takım ligin üst sıralarında kendine yer bulmaya başlayınca idarecilerin şampiyonluğu hedef göstermeye başlamaları külliyen yanlış oldu. Ama daha büyük yanlışı pastırma yazını bahar geldi zanneden Oktay Hoca yaptı, süper lig hedefli demeçler vermeye başladı. Bu hevesini, iddiasını tam olgunlaşmadan dillendirince camiayı da beklentiye sokmuş oldu. Bunun sonucunda istifanın eşiğine gelmesi de hiç de yadırganacak durum değil. Ama sağduyu hakim oldu, ayrılması ve yeni hoca arayışı takım için daha büyük kaos oluştururdu. Ama en azından bundan sonra bu takımla başarılamayacak hedefleri taraftara göstererek kendini, takımı, kulübü hedefe oturtmamalı.

 

Bu yıl süper lig hedefi başarılamayacak bir hedef mi ?

 

Takıma tepkilerin temelinde Orduspor maçında alınan yenilgi kadar takımın ortaya koyduğu umut vermeyen, kişiliksiz futbol yatıyor. Ama bu takım geride kalan haftalarda iyi futbolda oynadı, güzel sonuçlarda aldı. Daha sezonun başında stadın açılışında Fenerbahçe karşısında ortaya konulan futbolu alkışlamıştık. Sonrasında da alkış hak eden mücadelelerini izledik TV de Rizespor’un. Bu nokta galiba anahtar. Maçtan maça o denli performans farklılıkları olunca insan ister istemez acaba futbolcular maç mi seçiyor diye düşünmeden edemiyor. Öyle ya takım gerçekten güçsüz olsa oynadığı 6 deplasman maçının 3’ünü kazanamaz, birinde berabere kalamazdı.

 

Demek ki, süper lig hedefi için çok da kötümser olmamak lazım. Selahattin Bakır’ın ifade ettiği gibi Çaykur Rizespor’un aldığı yara tedavi edilebilecek büyüklükte. Son hafta alınan sonuçlarla liderden geri düşülen 6 puan hiç de kapatılamayacak bir fark değil. Elbette ortalık güllük gülistanlık değil. Mutlaka istikrasızlık önemsenmeli ve üzerinde durulmalıdır. Paniğe kapılmadan 6 puanlık fark devre sonuna kadar korunursa, devre arasında yapılacak akıllı 3 takviyeyle takım pekala play-off a dahi gerek duymadan süper lige terfi edebilir. Ama tekrar ifade ediyorum, tekrar birkaç müsabaka kazanıldıktan sonra ne teknik heyet, ne de yönetim yeniden havaya girip erken öten horoz misali şampiyonluktan dem vurmamalı, çok daha sağduyulu, taraftarı galeyana getirmeyecek, her koşulda desteğini sağlayacak tarzda demeçler vermelidirler. Özellikle Başkan Sayın Halim Mete öncelikle devre arasına kadar olan süreci bu yaklaşımla fevkalade yürütmelidirler.

 

Aynı şekilde oluşumları yanlıştı, doğruydu yu da bir yana bırakıp teknik kadroda istifa gibi konuları bir daha aklının ucundan geçirmemelidir. Geçirmemeli, çünkü, geçen yıldan beri hep dillendirdiğimiz, “bizden hoca” iddiamızı hem baltalamış olurlar, hem de kulüp, maddi sorunları azaltmaya çalışırken Oktay ve Hasan ikilisinin memleket aşkına razı oldukları bedellerle kıvamında bir hoca bulamaz.

 

Gerçi tasarruf politikası, borçları azaltma diyoruz ama kulübün buna ters bazı yaklaşımlarına da şahit olmuyor değiliz. Takımın sahip olabileceği en iyi hoca sayılabilecek Raşit Çetiner’in ayrılmasına neden olan Sayın Ulvi Süvarioğlu’nun kendisi almıyorum dese de, kulüpten dolgun bir maaş aldığı iddia ediliyor. Yine aynı şekilde İsmail Coşkun’un kısmı görevlerini üstlendirilen Muharrem Gürbüz’ün de çok daha yüksek ücretle görevlendirildiği konuşuluyor. (Sahi, İsmail’den sonra Muharrem’de gitti, takımla şimdi kim ilgileniyor?)

 

Gelecek sezonları hedeflemek mümkün mü?

 

Rize gibi kentlerde sporun, özellikle de futbolun farklı dinamikleri, toplumsal yönleri mevcuttur. Kitleler için önemli olan “sonuç – başarı” dır. Bu nedenle yönetimlerin uzun vadeli düşünerek alacakları, uygulayacakları radikal sayılabilecek çoğu akılcı politikalar camialarınca pek de hoşnut karşılanmaz. Örneğin, Fenerbahçe bile geçen yıl aldığı başarısız sonuçlardan sonra camiasının tepkisini azaltmak için uzun vadede kulübe şampiyonluk sayısını artırmaktan başka hiçbir yararı olmayacak bir hedef belirledi, Daum’u teknik direktörlüğe getirdi.

 

Yönetimler için uzun vadeli programlar yapmak risk taşısa da yine de doğrusu uzun vadeli, istikrara dayalı plan – program yapmaktır. Camiaların beklentileri büyük olsa da, hedefin doğru tayın edilmesi ve camiaya bu hedefe paralel mesaj verilmesi gerekir. Bu yüzden her daim beklenti içerisinde olacak taraftara karşı süreci yürütmek öyle kolayda değildir, herkesin harcı da değildir. Geçen yıl Trabzonspor da bunu becerememişti. Yepyeni bir takımla zirve hedefi göstermeden sezona başladılar. Zirveye oynayan rakiplerinin dökülmesi Trabzonspor’u bir anda potaya sokunca her şey bozuldu. Atılan kalıcı adımlar darmadağın oldu. Çünkü başlangıçta gelecek yılları planlıyoruz diyen yönetim ve teknik kadronun ağzından “zirvede bizde varız” açıklaması duyulunca kent, beklenti içerisine sokuldu, sonra ararda alınan iki sürpriz sonuçla gelecek yıllar birden unutuldu, Ersun Yenal gönderildi. Ve bu yıl tekrar yeni baştan başlanıldı, geldikleri aşama ortada.


Camiaya verilecek mesajlar önemli

 

Sporda camianın nabzını almak için verilen mesajlar daha sonra çok pahalıya patlayabiliyor. Bu açıdan sorumluluk verilen, bana göre ateşten gömlek giydirilen bizden iki kıymetli teknik adamın omuzlarına futbolun ötesinde de büyük yük bindirilmiştir. İki teknik adam inanarak görevlerini yerine getirme uğraşı verseler de iskeleti olmayan bir takımla camianın sportif başarı beklentisini karşılamak bu ligde pek de kolay değildir. Raşit Çetiner’den sonra ister camianın ateşini almak deyin, ister alternatif kalmadı deyin, hedefi olan bir teknik direktörün bu saate görev alması mümkün değildi deyin, isterseniz kuru maaşla başkası görev almazdı deyin açıkçası ne derseniz deyin ortak teknik adamlığa soyundurulan iki atmaca alınacak sonuçlar ne olursa olsun asla günah keçisi olmamalıdır. Bu düşünce ile Temmuz ayı ortasında yayınlanan yazımın son paragrafını aynen bir kez daha paylaşarak yazımı tamamlamak istiyorum.

 

“… ligde performansımız arzu ettiğimiz gibi gitmese, faturayı bu iki cesur adama kesmeyin. Onlar her şeyin güllük gülistanlık olmadığı bir ortamda sorumluluk almaktan kaçmadılar. Şampiyon olmak, takımızı bir üst klasmanda; Süper ligde elbette alkışlamak isteriz ama olamamak da her şeyin sonu değil. Bu bir uzun soluklu yarışma. Sadece üçü ipi göğüsleyebilecek. Bu yıl bize onurlu, savaşan bir takım yapsınlar. Şampiyon olamasalar da onlarla gurur duyalım. Nasılsa temeli sağlam bir takımla gelecek sezon ipi göğüsleriz, üstelik bu kez asansör olmamak üzere süper lige adım atarız. Bunun tek koşulu iki cesur adama ve onlara inanıp yeşil mavili formayı sırtına geçiren oyunculara karşı sabırlı olalım, destek olalım. “

 

Elbette onlarda bunun bilincinde olsunlar…

 

Recep Ali AKSOYLU

yorum ve mesajlar
Yeni Yorum Ekle RSS
yorum ekle
Name:
Email:
 
Baslik:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >