| Pokut Yaylası Türkiye'nin On Harikasından Biri Seçildi |
Türkiye, yeni 7 harika listesine giremedi ama ülkemiz birbirinden değerli doğal ve kültürel eserle dolu. Biz de bu hafta konularında uzman jüri üyelerimizden Türkiye’nin 10 harikasını belirlemesini istedik. Listede insan eliyle yapılmış eserlerin yanı sıra, doğal zenginlikler de bulunuyor.
EN İYİ 10 1) Kapadokya - NEVŞEHİR 2) Ayasofya - İSTANBUL 3) Hasankeyf - BATMAN 4) Nemrut Dağı - ADIYAMAN 5) Ulu Cami ve Darüşşifası - SİVAS 6) Pokut Yaylası - RİZE 7) Mimar Sinan Evi - KAYSERİ 8) Aspendos Antik Tiyatrosu - ANTALYA 9) Boğazlar - İSTANBUL, ÇANAKKALE 10) Süleymaniye Camii - İSTANBUL
![]()
Başka bir gezegen gibi Persçe’de Güzel Atlar Ülkesi demek olan Kapadokya, Joost Lagendijk için bu dünyaya ait değil. Adeta fantastik bir heykeltıraşın elinden çıkmış bir hayal dünyası. Arhan Kayar ise hem tarih hem de coğrafi bakımdan enteresan buluyor. Ara Güler, "Kapadokya öyle bir yer ki kendini dünyadan başka bir yerde hissediyorsun. Aydaymışsın ya da günün geç saatlerinde ruhlar dolaşıyor gibi etrafında. Kendinizi orada yalnız hissetmezsiniz. Sanki o ruhlar, peribacalarının içindeki kiliselere çağırır. Gizemli bir gezegendir" diyor. Volkanik faaliyetler ve erozyon sonucunda oluşan peribacaları, ilk Hıristiyanların sığınağı oldu. İşlenmesi çok kolay olan kayaların içine kazılan mağara kiliselerde birbirinden güzel fresklere rastlıyorsunuz.
--------------------------------------------------------------------------------
AYASOFYA
Dünyanın 8. harikası olduğu söylenen, 532’de inşa edilen Bizans İmparatorluğu’nun İstanbul’daki şaheseri, günümüze gelen ender eserlerden. Dış görünüşünün aksine içi, saray gibi görkemli ve göz alıcı. Bizans döneminde çok büyük onarımlar gören, iki kez yeniden yapılan Ayasofya’yı, 16. yüzyılda Mimar Sinan ile 19. yüzyılda Fossati Kardeşler restore etti. 916 yıl başkilise, 477 yıl cami olan Ayasofya, Atatürk’ün emriyle müze yapıldı. 1930-1935 arasında ortaya çıkarılıp temizlenen mozaikler de Bizans ve Osmanlı döneminin izlerini taşıyan muhteşem mimarisiyle en çok ziyaret edilen müzelerimizin başında geliyor.
--------------------------------------------------------------------------------
HASANKEYF
Bilim ve kültür merkezi Bir zamanlar bölgenin bilim ve kültür merkezi olan Batman-Hasankeyf, sahip olduğu zengin tarihsel yapılar nedeniyle 1981 yılında sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştı. 2006 yazında temeli atılan Ilısu Barajı sularının altında kalma tehlikesi altında. Sadece tarihi kale ve 7 bin mağara sular altında kalmayacak. Yerleşim bölgesi ve Hasankeyf’in simgesi haline gelen Dicle Nehri üzerindeki 12. yüzyıldan kalma Ortaçağ’ın en büyük taş köprüsünün, Raman Dağı eteğine taşınması planlanıyor. Bugün bile bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağara, insanların çok eski çağlarda yerleştiklerini gösteriyor.
--------------------------------------------------------------------------------
NEMRUT DAĞI
En muhteşem gün doğumu Adıyaman’ın Kahta ilçe sınırları içindeki Nemrut Dağı, dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gün doğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası olarak ilan ettiği Nemrut Dağı, Kommagene Uygarlığı eserleriyle Türkiye’nin en önemli milli parklarından. Dev heykeller ve tümülüs, Arsameia (Eski Kale), Yeni Kale, Karakuş Tepesi ve Cendere Köprüsü, Milli Park sınırları içerisinde yer alıyor. Helenistik dünyadan günümüze ulaşan en önemli ve zengin anıtlardan.
Adıyaman’ın Kahta ilçesinde 2150 m yüksekliğindeki Nemrut Dağı yamaçlarında M.Ö. 69-36 yıllarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrıları ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisidir. Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır. Doğu terası kutsal merkezdir ve bu nedenle en önemli heykel ve mimari kalıntılar burada bulunmaktadır. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmıştır ve 8-10 m. yüksekliktedirler.
--------------------------------------------------------------------------------
DİVRİĞİ ULU CAMİ
Mukaddes Emanetler gibi saklanmalı UNESCO’nun 1985’te Dünya Mimari Mirası’na dahil ettiği Sivas-Divriği Ulu Cami, 1228’de Mengücekoğulları hükümdarı Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından yaptırıldı. Başmimarı Ahlatlı Hürremşah. Bitişiğindeki Darüşşifa (hastane) ise Ahmet Şah’ın eşi ve Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek tarafından yaptırıldı. Hastanede ruh hastalıkları müzik ve su sesiyle tedavi edilirdi. 16 sütunlu cami, 23 tonoz ve iki kubbe ile örtülü. Mihrabın biçim ve bezemelerinin Anadolu’da başka örneği yok. Türkiye’nin restorasyon duayeni Doğan Kuban, Ulu Cami’ye 40 yılını vermiş. "Eşi yok. Heykel gözüyle bakmak lazım. Müzeye kaldırılması gerekiyor ama sığmaz. Topkapı Sarayı’ndaki Mukaddes Emanetler gibi saklanmalı."
Divriği, Çaltı Vadisi’nin tabanında ve yamaçlarında kurulmuştur. Şehrin ilk kurulduğu yer ise, kuzeydoğu kısmında Çaltı vadisine çok dik yamaçlarla inen bir tepe üzerinde bulunan kale civarı ve etekleridir. Yüzölçümü 2782 km olup denizden yüksekliği 1250 metredir. İlçenin dış bağlantısı Sivas – Erzincan demiryolu ve Sivas – Divriği karayolu ile sağlanmakta olup Sivas’a, demiryolu ile 179 km, karayolu ile 169 km uzaklıktadır. Doğusunda Erzincan, batısında Kangal, kuzeyinde Zara ve İmranlı, güneyinde ise Malatya bulunur.
Elde edilen bilgilerden, Hititler döneminde önemli bir yerleşim birimi olduğu anlaşılan Divriği’nin MÖ 550 yıllarında Persler’in eline geçtiği anlaşılmaktadır. Daha sonraları Roma İmparatorluğu’na bağlı olarak Kapadokya topraklarında yer almış, 395’te de Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma ( Bizans ) sınırları içerisinde kalmıştır.
POKUT YAYLASI
Doğu Karadeniz yaylalarının en güzeli Jüri üyemiz Nergis Yazgan’ın önerilerinin başında Pokut Yaylası vardı. Yazgan için Pokut, Doğu Karadeniz yaylalarının en güzeli ve bozulmamışlarından. "Bitki örtüsü çok çeşitli. Yürüme yolu da var. Tipik yayla hayatını barındırıyor. Yayla evleri ananevi haliyle kalmış ve Çamlıhemşinliler hálá kullanıyor. Asfalt yol yapılmamalı. Çünkü Ayder, bu yüzden betonlaştı, bozuldu" diyor. Pokut sırtının güney yamacına kurulmuş yayla evleri, zaman zaman Meğo ve Ayder Vadisi’ne biriken yer dumanı sayesinde bulutların üzerine dizilmiş inci tanelerini andırıyor.
Samistal’dan Kavrun geçidine oradan da doğal yaşlı ormanların içinden geçilerek Maçkun Boğazına varılır. Maçkun bu tarihi yolun çokça kullanıldığı zamanlarda katırcıların uğrak yerlerinden biriydi. Susadığınız yerde beliriveren kaynak sularını, bölgenin orman içindeki en büyük düzlüklerinden Eğnedap’ı ve artık insanlara küskün patikaları geri bırakınca da Pokut yaylasına varılır. Pokut sırtının güney yamacına kurulmuş yayla evleri, zaman zaman Meğo ve Ayder Vadisi’ne biriken yerdumanı sayesinde bulutların üzerine dizilmiş inci tanelerini andırır. Yaylada hayvancılık yok. Sakinleri Ağustos ayı boyunca yaylaya çıkıp evlerini şenlendirir ve birkaç günlük tatillerini burada geçirir. Onun için yayla yaşantısının biraz modernleştiği göze çarpar.
Karanlık çökmeden Pokut sırtına tırmanışa geçilirse Karadeniz’de günbatımı bu kez deniz kenarından değil, iki binli metrelerden seyredilebilir. Kaçkarlar tüm görkemiyle çıkar karşınıza. Pokut yaylası yıllar önce mera niteliğinde bir yerken, yayla sakinleri yukarı yaylaları Samistal’ı tercih ediyordu. Hemen hemen her Hemşin yaylasında olduğu gibi devam ettirilen yukarı yayla geleneği devam ediyordu. Ancak 70’lerin sonuna doğru Pokut tercih edilmeye başlayınca Samistal’da giderek tenhalaşmaya başladı. Pokut, Palovit Vadisi’nin üstünde 2000’li rakımlarda bir yayla ve yıllar önce bal sağımı yapılan Meğo’ya da yakın bir yer. Yayla sakinleri de Meğo’nun yakın olmasını fırsat bilerek, karakovan ballarını burada üretirlermiş.
Ancak bu da artık olmayan bir gelenek ve uğraşı olarak tarihteki yerinin çoktan aldı. Pokut yaylası, Çamlıhemşin’in Makrevis, Ortan ve Pogina köyleri tarafından kullanılan bir yayla. Eskisi kadar canlı olmasa da, sevenleri yaylayı yazın ziyaret ediyor. Çamlıhemşin’e yakın olan yaylaya yapılan araç yolunun bozuk olması da ulaşımı aksatan bir etken. Pokut’ta bahsedilecek en önemli şeylerden biri de ahşap mimarinin en güzel örneklerini barındırması. 50 kadar evin bulunduğu Pokut’ta tüm evler ahşap olmakla birlikte, en eski evin 250 yıllık olduğu biliniyor.
--------------------------------------------------------------------------------
AĞIRNAS MİMAR SİNAN EVİ
Doğduğu evden ilham aldı Mimar Sinan, 1489’da Kayseri’nin Melikgazi İlçesi’ne bağlı Ağırnas Beldesi’nde doğdu. Doğduğu ev, Ağırnas Belediyesi ile ÇEKÜL Vakfı’nın işbirliğiyle restore edildi, 9 Nisan 2007’de ziyarete açıldı. İki katlı evin altında yedi kat aşağıya inen yeraltı şehri bulunuyor. Evin orta katı 1939, üst katıysa 1951’de tamamlanmış, bu görünenin altındaysa Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerinin izleri birbirini izlemekte. Faruk Göksu "Ermeni klasik mimari eseri olan Ağırnas yerleşiminde müthiş taş kemerler var. Sinan’ın bu kemer ve taş iş işçiliğinin içinde büyümesinin, mimarlığında çok etkili olduğu söylenir. ÇEKÜL Vakfı restore etmeseydi, bu şaheser ortaya çıkmayacaktı" diyor.
ASPENDOS ANTİK TİYATROSU
Aspendos, Antalya-Serik’in 8 kilometre doğusunda, M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulan bir Antik Çağ kenti. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için her çağda ele geçirilmek istenen bir kent. Buradaki açık hava tiyatrosu Roma İmparatoru Marcus Aurelius zamanında Mimar Zeno tarafından 2. yüzyılda yapılmış. 17 bin kişilik tiyatronun mimari özelliğiyle sağladığı mükemmel akustik hálá bir sır. 13. yüzyılda Selçuklular burayı kervansaray olarak kullanmış ve bir kemerle kuzey tarafını sağlamlaştırmışlar.
ÇANAKKALE VE İSTANBUL BOĞAZLARI
Bir milyon yıl önce de önemliydiler Özcan Yüksek, "Boğazlar stratejik ve güzeldir ama dünyada arka arkaya iki boğazın örneği yok" diyor. Asya ile Avrupa kıtası boğazlarda birleşir, iki iç deniz; Karadeniz ve Akdeniz boğazlarla birbirine bağlanır. Tarih boyunca Afrika ve Asya’dan gelenlerin Avrupa’ya geçme yolları olur. İstanbul Boğazı’nın uzunluğu 30 kilometre. En geniş bölümü Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arasında (3600 metre); en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında (760 metre.) En derin yeri Bebek’le Kandilli arasında (120 metre.) Birinci Dünya Savaşı’nda büyük bir savaşın mekanı olarak da tarihe geçen Çanakkale Boğazı’nın ise en derin noktası 167 metre.
SÜLEYMANİYE CAMİİ
Mimar Sinan’ın yedi yılda yaptığı şaheser
İstanbul’un en görkemli camiini Mimar Sinan’a Kanuni Süleyman ısmarladı. 1550-1557 arasında tamamlandı. Avluyu çevreleyen büyük komplekse okullar, kütüphane, hamam, aşevi, kervansaray, hastane ve dükkânlar yaptı. Süleymaniye’nin dış güzelliğini en iyi biçimde görmek için uzaktan, Haliç’in Galata kesiminden bakmak gerekiyor. Dört minaresi olan caminin esas mekânını büyük bir kubbe örtüyor. İçerideki en göz alıcı yer, mihrap duvarındaki renkli motiflerle süslü vitraylar. Arka avlusunda Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın türbeleri bulunuyor. Bir uçtaki mütevazı mezar ise Mimar Sinan’a ait.
Tarihi ahşap evleri ;mescit ve mezarlıkları Osmanlı İstanbul’unun akin fakat çarpıcı bir köşesi olan ülaymaniye semtinde kendini göstermiş.haliç ve İstanbul’a hakimliyi ile dikkati çeken önemli bir yapıdır.bazı yapılar mektep(okul) ,onun yanında birbirinden küçük bir sokak ile ayrılan iki avlulu medrese ,bir tıp medresesi birmarhane büyük bir imaret ,bir tabhane ,han,caminin Haliç’e bakan doğu tarafında iki medrese vb. Kitaphanesine göre yapı Mimar Sinan tarafından 1550-1557 tarihleri arasında tamamlanmıştır.
TASARIM !rizepazar.net 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."İçerik Özet: Kültür Sanat Sanat Ve Kültüre Dair Pokut Yaylası Türkiye'nin On Harikasından Biri Seçildi ) Kapadokya - NEVŞEHİR 2) Ayasofya - İSTANBUL 3) Hasankeyf - BATMAN 4) Nemrut Dağı - ADIYAMAN 5) Ulu Cami ve Darüşşifası - SİVAS 6) Pokut Yaylası - RİZE 7) Mimar Sinan Evi - KAYSERİ 8) Aspendos Antik Tiyatrosu - ANTALYA 9) Boğazlar - İSTANBUL ÇANAKKALE 10) Süleymaniye Camii - İSTANBUL |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|