| Palermo'da Yüzleşme |
|
Paris, Texas, Million Dolar Hoteli, Buena Vista Social Club gibi filmlerle tanınan Wim Wenders, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştığı son filmi Palermo’da Yüzleşme‘de oldukça ilginç bir anlatım biçimiyle karşımızda. Sinema Eleştirmeni İhsan Kabil’in deyimiyle “Wenders, Amerika’ya gidip de Hollywood içinde erimeyen yabancı bir yönetmen. Son filminde de Avrupa’dan ışık tutmaya devam ediyor.” Ülkemizde ilk kez Antalya Film Festivali’nde ve Film Ekimi’nde gösterilen, 29 Mayıs’ta da vizyona giren film, dünyaca ünlü bir fotoğrafçının iç dünyasına; arayışına; ölümle yüzleşmesine odaklanıyor. Fotoğrafın anı yakalaması ve dondurması üzerine kurulmuş yaşam/ölüm diyalektiğini anlatması açısında önemli filmin asıl ismi Palermo Shooting. İngilizce shoot kelimesinin hem fotoğraf çekmek hem birini vurmak anlamında kullanıldığını düşününce elbette Palermo Shooting ismi çok daha derin bir boyut kazanıyor. Zira filmin ana kahramanı, ölümle yüzleşene kadar hayatın değişik karelerinde ölümle yüzleşiyor, vuruluyor, ölümün fotoğrafını çekmeye çalışıyor. Rüya sahnelerinde oldukça başarılı olan Palermo’da Yüzleşme, bir odada küçücük kalma hissi ya da koskocaman bir odada tek başına kalma hissi gibi çocukluk korkularıyla insanı çocukluğuna götürmekle kalmıyor, yaşam hissinin kaybolmasıyla insanın başına neler gelebileceği hakkında tahliller yapıyor.
Kısaca konusuna gelirsek, fotoğraf dünyasının rock star’ı seviyesinde bulunan dünyaca ünlü bir fotoğrafçı, hayatında olması gereken en önemli şeyin aslında olmadığının farkındadır ve bunun için de şan şöhret bir yana sahip olduğu ne var ne yok geride bırakarak Palermo’ya kaçar. Az uyuyan, çok müzik dinleyen Finn için hayatındaki tek değişiklik Duesseldorf’tan Palermo’ya gitmek değildir, burada gerilim, hayatla hesaplaşma, aşk ve bir katil kendisini beklemektedir. Bu değişiklik, Finn’in alt üst olan yaşantısından uzaklaşmanın ötesinde hayatında yeni bir döneme gireceği ve aşkı bulacağı bir yolculuğa dönüşüyor. Zamanı kaybetmiş gibi hisseden Finn’in iç dünyasına yapacağı yolculuk, 5 yaşından beridir sırtını dayadığı, onunla konuştuğu ağacı, zengin bir işadamının parasıyla çobanlık yaparken ki Finn’e ölüme dair yaptığı gözlemler, Palermo’da tanıştığı 40 yıllık fotoğraf sanatçısı, ölümün resmini yapan bir kadının ölümün fotoğrafını çekmeye çalışan ve ölümle yüzleşmekten korkmayan bir fotoğrafçının karşılaşmaları… Ölümün arzusu nedir? Ölümle yüzleşen, en sonunda ölümle konuşmayı başaran bir insan ölümle neler konuşur? Ölüm, bir insandan bir şey isterse ne isteyebilir?… Metafizik Dünyanın Anahtarını Ölümle Açmak: “Palermo’da Yüzleşme” Müzik seçimiyle seyirciyi şaşırtan, daha filmin başından seyirciyi filme adapte etmesiyle başarılı olan film, akıcı sinemasal anlatımıyla kendisini kolayca seyrettiren filmlerinin arasında yer alıyor. Hayal ve rüya imgeleriyle seyirciyi en başından içine çeken film, ölüm ve ölüm ötesine ışık tutmakla aşkınlığı yakalıyor, seyirciyi aynanın karşısına çıkararak “ben”ini sorgulamasına; ‘yaptığımız şeyi aslında son kez yapıyormuş gibi yapma’ düşünsel eylemiyle Peygamberin “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın” hadisini akıllara getiriyor. Medeniyetimize dair ipuçlarıyla, kullanılan imgelerle filmi modernizm eleştirisi olarak okuyabiliriz. ‘Palermo’da Yüzleşme’ yol, zaman ve Rock’n Roll üçgeninde dolanan bir film. Hatta filmin başrol oyuncusu da Campino. Alman punk grubu Die Toten Hosen’in solisti Campino’nun Fin karakterini canlandırdığı filmde şarkıcıya, Amerikalı büyük oyuncu Dennis Hopper, Milla Jovovic ve ünlü müzisyenler Lou Reed ve Patti Smith eşlik ediyor. Ölüm en soğuk fotoğraftır.
Yunus Emre Tozal
TASARIM !rizepazar.net 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|