|
“Şair Ceketli Çocuk” anısına birkaç damla yaş
Ölüm aniden gelen davetsiz bir misafir edasıyla çaldı kapımızı, oysa daha yeni sarmaya başlamıştık yaralarımızı... Ölüm estiği yerde silinmez acılar bırakıp gidiyor.Gerçeklerle yüz yüze getiriyor seni.. Sevdiğimiz bir insanin hiç yok yere aniden gitmesi, bir daha geri dönmeyeceğini bile bile son sözleri kursağımız da bırakması...
Az önce kıyametleri gördüm yağmurlar başladı gözlerimde, bugün sonbaharın ilk günü. Kazım abi bu gitmeler doğru değil, söz vermiştin bize beraber yenecektik kanseri, diz çöktürecektik önümüzde.Söz vermiştin vedasız gitmeler olmayacaktı ceplerinde,beraber türküler söyleyecektik yeşillerin verdiği cesaretle.Söz vermiştin bir yayla rüzgarıyla maviler büyütecektik bütün imkansızlıklara karşı.Söz vermiştin be Kazım abi bize,Karadeniz’in tam ortasında bir takada demleyip sevinçlerimizi, hamsilerle ,deniz kızlarıyla ,hırçın dalgalarla horona duracaktık.Yenilmeyecektin hayat denen düzenbaza unuttun mu söz vermiştin
Daha 33 yaşındaydın, diline bile dolanmamıştı '' Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün”” dizeleri... Adımların daha varmamıştı ömrünün yarısına. Bir yerde tulum, bir yanda kemençe; susuyorlar yokluğuna öksüz bir çocuk gibi. O bedeni nasıl sahiplenecek kara toprak. Nasıl sahiplendi. Bir şarkıda söylenen gibi olduk ^radyasyon neslindeniz biraz erken mi tükendik^. Şimdi ben bu türküleri kimden dinleyeceğim. Kazım abi: Hayde gidelim dediğinde gelmeyeceğini bilmek mi acı olan yoksa bir daha denizde bir karartı var acaba kayık mı dur diye sorular sormayacak olman mi? Kazim abi senin derdun ciğerlerimi dağlar hiç mi düşünmedun sen sevdiklerun böle ağlar... *KARADENZ KARASUN DAHA KARARMAYASUN AYIRDUN SEVENLERİ SENDE DURAMIYASUN… Elveda Çok eski bir şarkın kanattı yaramı, Yüz göz oluvermişim acınla, dört bir yanım ölüm şimdi. Titreyen bir karanfil gördüm haziran güneşinde, Olur olmaz işlerin peşinde dünya... Bense, dünleri sayıklar dururum bir sahil kasabasında, Hatırlayabildiğim kadar sen olurum... Bilir bilmez söylenen her sözün arkasından avutulmayan dertlerim var. Sözünde durmadın, bir gece rüyamda terk edilişlerle vuruldum, Talan ettiğim sokakların evlerin hiç birinde bulamadım, Oysa çok şey istemeyecektim, Koy verip gitme diyecektim yetişebilseydim senlere.. Kazım Abi bu dünya hepimize yeterdi be... Şimdi denizin hükümsüz mavilerinde sahipsiz bir uçurtmayım. Başıma gelenlerin haddi hesabı yok.. Kuşların göç etme zamanlarında unutulmuş, İhanete uğramışım.. Kazım Abi ölüm nereye götürür ruhumuzu! Bir amaca ulaşmadan yeni yolculukların telaşındasın... Şurada duracağım, gelip yanımdakine sataşacak Azrail, Gelip seni alacak Çernobil. Kazım Abi Karadeniz’im seni de mi boğuverdi? Oysa sen merhametler istemiştin ondan... Şair ceketli deliliklerin uğurlar seni sonsuza Bir buluta sığınıp gelir misin, izler misin! Büyüttüğün türkülerinin ne yaptığını... Kocaman olmuşlar bak herkesin dilindeler Hasat mevsimi hüzünlerimi toplarlar şimdi gözlerimden... Aklımdan geçeni bile bilmiyorum, bir hıçkırık tıkansa boğazıma Sonra bir gözyaşı... Her çalan kapıya koşsam, yinede yetişemesem gidişlerine... Çok eski bir şarkin kanattı yaramı ve anılar düştü peşime... Hüseyin Avni ÇAKMAK
|