Yöremizden
Hidro Elektrik Santralleri
Şavşat HES'lere Dur Dedi | Şavşat HES'lere Dur Dedi |
|
Artvin İli Şavşat İlçesi Meydancık Beldesinde bulunan ve Papart Vadisi olarak tanınan vadi üzerinde kurulması planlanan Cüneyt I-II-III-IV Regülatörleri ve Hidroelektrik Santralleri ile ilgili olarak Rize İdare Mahkemesi’nde açılan davada mahkeme daha önce yürütmeyi durdurma kararı vermiş ve 12 Haziran 2009 tarihinde de uzman bilirkişi heyeti ile birlikte yerinde keşif yapılmıştı. Keşif sonucu Bilirkişi çalışmasını tamamlayıp mahkemeye sundu. Hayati Akbaş- ARTVİN- Papart Dereleri Platformu sözcüsü Hüseyin Bulunmaz, “Yapımı planlanan Hes’ler; Ülkemizin gizli kalmış ve ender el değmemiş güzelliklerinden olan, yeşilin her tonunun doğaya nakış gibi işlendiği, yaşlı yağış ormanların bulunduğu dünyadaki önemli 200 orman alanlarından biri olduğu, Önemli Kuş Alanı(ÖKA) Önemli Bitki Alanı’nın(ÖBK) bulunduğu, Fırtına vadisi benzeri Papart Vadisinde geri dönülmez doğa tahribatı yapacaktır. Nitekim söz konusu raporda bu hususlar teyit edilerek, bölgenin sit alanı olarak değerlendirilmesinin gerektiği vurgulandı” dedi.
Yöremizdeki tarım arazilerine, doğaya, ormana, flora ve fauna ya kısaca yaşam hakkımıza vereceği zararları ilgili ve yetkililere defalarca anlatmamıza rağmen bir sonuç alınamamış ise de mahkemece atanan, Rize Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden, Doç.Dr. Davut Turhan, Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Doç.Dr. Selim Latif Sanin ve Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Öğretim Görevlisi Dr. Adil Binal’dan oluşan uzman bilirkişi heyeti tarafından yerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 36 sayfalık rapor endişe ve kaygılarımızda ne derece haklı olduğumuz kanıtlanmaktadır. Raporda Hidroelektrik santralleri nedeni ile dereye bırakılacak ekolojik yaşam suyunun yetersiz olduğu, Cüneyt I_II_III_VI HES’lerin kurulmasının planlandığı bölgenin; doğal nitelikli ormanları, geniş çayırları, meraları ve akarsuyun kaynak bölgelerini kapsadığı, yörenin doğal dokusunun bozulmamış olduğu, bölgenin ekolojik değerinin yüksek olduğu, yörenin sit alanı veya doğal park özellikleri taşıyor olabileceğini, bu konun araştırılması gerektiği vurgusu yapılmıştır. Proje alanının çok geniş olduğu, bu nedenle oluşacak çevresel etkilerin yaygın olacağını, Çevre ve Orman Bakanlığınca su ihtiyaçları için benimsenen Tennant Yönteminin; sucul yaşamın içinde bulunduğu yeri, kötüden iyiye doğru gruplandırdığı ve su miktarı hakkında daha sonra değerlendirme yaptığını, bu metot uygulanmadan önce uygulama bölgesinin sınıflandırılmasının gerektiğini, Cüneyt HES’leri için belirlenen yıllık ortalama debi oranın (%10) yetersiz olduğunu, Tennant Metodunun yüksek ekolojik değer içeren akarsular için yıllık ortalama debinin % 40 oranını öngördüğünü, Meydancık beldesinde bu oranın kullanılması gerektiğini, Cüneyt Hesleri için bütün bir vadiyi enerji üretimi için kullanmayı planlamanın yanlış olduğunu, bu ekosistemin yöre halkı ve diğer faydalı kullanımlarla paylaşılması gerektiğini, Belde de Yaban Hayatın varlığı nedeni ile yaban hayatı sayılarına ulaşılması gerektiğini, yaban hayatın HES faaliyetlerine bağlı olarak yöreden uzaklaşıp daha doğal ortamlara çekileceği yaklaşımın yetersiz bir değerlendirme olduğunu, Cüneyt II ve Cüneyt III Hes’lerin bütün dere yatağını yerleşim yerlerini de bypass edecek biçimde planlandığını, yaban hayatın su ihtiyacının bu süreçten etkilenip etkilenmeyeceğinin araştırılması gerektiğini, Hes Projeleri içeren Doğu Karadeniz Su Havzaları incelendiğinde; bu havzalara sadece enerji üretim alanları olarak bakıldığı, Membadan başlayıp dere artık elektrik üretemeyecek kotlara kadar peşi sıra HESlerin planlandığını, bu işlemler boyunca bazen dere yatağının değiştirildiği, bazen suyun açılan kaya içindeki kanallarla taşındığı, bütün bu uygulamaların havzadaki yaşam biçimini ve kalitesini etkilediğini, Havza kalitesinin korunmasının tek yolunun bütün HES’leri ve enerji nakil hatlarını bir bütün olarak ele almak olduğunu, bu sürecin HES’lerin planlama aşamasından başlayıp, inşaat sürecinin nasıl işletileceği ile devam etmesi ve gözlemi içeren işletme süreci ile tamamlanması gerektiğini, üç aşamalı bu planlamanın Proje Tanıtım Dosyası ve ÇED Raporunda detaylı olarak belgelenmesi gerektiğini, bildirerek, bu değerlendirmelerin bu proje için verilen “ÇED Olumludur” kararında göz önüne alınmayan hususlar olduğunu, ÇED raporunun vadide yaşanacak süreci çevresel değerler yönünden tam olarak değerlendirmediği görüşünde olduklarını bildirmişler ve ÇED sürecinin havzadaki diğer HES çalışmalarını da dikkate alarak yenilenmesi gerekir sonucuna varmışlardır. Yargılama Rize İdare mahkemesinde devam etmekte olup, söz konusu Hidroelektrik Santrallerine dair ÇED Süreçlerinin nasıl eksik tamamlandığı ve dava açmaktaki haklılığımız artık bizim yorumlamamıza gerek olmayacak şekilde gözler önüne konmuştur. Tek güvencemiz, bağımsız ve tarafsız, akla ve bilime dayalı karar veren mahkemelerimizdir. Verilen bu onurlu mücadelede sürecinde her türlü katkı ve desteğini esirgemeyen Derelerin Kardeşliği Platformu’na, Ankara Artvin Derneği’ne, Doğa Derneği’ne, TMMOB’na, ismini sayamadığımız Sivil Toplum Örgütlerine, dernek ve oda temsilcilerine, basında bizlerin sesini duyuran siz değerli basın mensuplarına, bizlere maddi ve manevi desteklerini esirgemeyip bizlere güç veren tüm hemşerilerimize ve yanımızda yer alan herkese teşekkür eder kamuoyuna saygıyla duyururuz” dedi. ajanspazar
TASARIM !rizepazar.net 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|